Sözlük Bölümü
ŞİİR Türkçe anlamı Güzel tertibli manzume. Tahayyül ve tasavvurları ve bâzı hakikatları hoşa gidecek şekilde ifâde eden ölçülü söz. * Man: Muhayyelâttan terekküb eden kıyas
ŞİÎ Türkçe anlamı Şia fırkasından olan
ŞİZAF Türkçe anlamı Katılık, sertlik
ŞİZ Türkçe anlamı Abnus ağacı
ŞİYEM Türkçe anlamı (Şime. C.) Huylar, tabiatlar
ŞİYAT Türkçe anlamı Yanmış yün ve pamuk kokusu
ŞİYAM Türkçe anlamı Yerden kazılan toprak
ŞİYA' Türkçe anlamı Zahir olmak, görünmek. * Çobanın kavalından çıkan ses. * Odun takıltısı
ŞİVEN Türkçe anlamı f. İnleme, sızlanma. * Mâtem, yas
ŞİVEKÂR Türkçe anlamı f. İşveli, şiveli, cilveli
ŞİVEBÂZ Türkçe anlamı f. Cilveli, şive ve naz eden
ŞİVE Türkçe anlamı Söyleyiş. Tarz. Ağız. Üslub. * Eda. Naz
ŞİVAZ Türkçe anlamı Dumansız ateş. * Susamak. (Bak: Şuvaz
ŞİVAR Türkçe anlamı Meşveret etmek, konuşmak, istişâre etmek, danışmak
ŞİVAL Türkçe anlamı Az şey
ŞİVA' Türkçe anlamı Kebap
ŞİTEVÎ Türkçe anlamı (Şiteviyye) Kışa ait. Kış mevsimiyle ilgili. * Kış sebzesi, kışlık sebze
ŞİTAÎ Türkçe anlamı (Şitâiye) Kışa ait. Kışlık. Kışa dair
ŞİTAB Türkçe anlamı f. (Şitâften: Koşmak fiilinin kökü) Seğirtmek, koşmak. Çabukluk, acele etmek
ŞİTA Türkçe anlamı Kış. Senenin soğuk mevsimi
ŞİT Türkçe anlamı Hz. Âdem'in (A.S.) oğullarından ve ondan sonra peygamber olan zât olup kendisine 50 sayfalık kitab nâzil olmuştur. Kâbe-i Mükerreme'yi ilk önce taştan bina eden zât olduğu Kısas-ı Enbiya'da mezkûrdur
ŞİSI' Türkçe anlamı Büyük ve çok mal. * Dar yer. Bir yerin uç tarafı. * Nalın kayışı. * Bir malı dikkatle bekleyip koruyan
ŞİS' Türkçe anlamı (C.: Şüsu') Nâline tasma vurmak. * Nâlin tasması
ŞİS (ŞİSÂ') Türkçe anlamı Çekirdeği katılaşmış olmayan hurma. (Hurma aşılanmasa çekirdeği katılaşmaz
ŞİRİNÎ Türkçe anlamı f. Tatlılık, cana yakınlık, sevimlilik
ŞİRİNZEBAN Türkçe anlamı f. Tatlı dilli
ŞİRİNKÂR Türkçe anlamı f. Hoş ve tatlı muamele eden
ŞİRİNKÂM Türkçe anlamı f. Tadı damağında kalmı
ŞİRİN-EDÂ Türkçe anlamı f. Lâtif ve şirin edâlı
ŞİRİN-CEMAL Türkçe anlamı f. Sevimli yüzlü.
ŞİRİN Türkçe anlamı f. Tatlı. Sevimli. Cana yakın
ŞİRZİME Türkçe anlamı Küçük, ehemmiyetsiz cemaat. Bir miktar insan grubu
ŞİRYAN Türkçe anlamı (Şeryân) Kırmızı kan damarı. Atar damar
ŞİRVAZ Türkçe anlamı Yoğun, kalın ve büyük
ŞİRRİR Türkçe anlamı (C.: Eşrâr-Eşirrâ) Çok şer işleyen, pek çok şerir
ŞİRRİB Türkçe anlamı Ş
araba karşı hırsı olan
ŞİRRET Türkçe anlamı Terbiyesizlik, hayasızlık, edebsizlik. * Geçimsiz, huysuz ve kavgacı
ŞİRPENÇE Türkçe anlamı (Şir-pençe) f. (Aslan pençesi) Vücutta ve daha ziyade sırtta çıkan çok tehlikeli bir çıban
ŞİRMERD Türkçe anlamı f. Arslan yürekli, cesur
ŞİRKET-İ A'MÂL Türkçe anlamı Çalışmayı sermaye olarak kabul eden şirket
ŞİRKET Türkçe anlamı Ortaklık, iş ortaklığı. * Huk: İki veya daha fazla şahsın emek ve malları ile müştereken, iktisadî bir gayeye erişmek için bir akidle birleşmeleri. (Bak: Cem'iyyet
ŞİRK-İ HAFÎ Türkçe anlamı İhlâssızlık, riyakârlık. Allah rızası için değil de başkalarının rızâsı için ibâdet etmek
ŞİRK-ÂLUD Türkçe anlamı f. Şirk karışık, sapıtmış. Şirk bulaşmış. Cenâb-ı Hak'tan gaflet edip başkasından meded bekler surette
ŞİRK Türkçe anlamı En büyük günah olan Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek. (Şirkin mânası mutlak küfürdür.) (Politeizm)(Evet, küfür mevcudatın kıymetini ıskat ve mânasızlıkla ittiham ettiğinden bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudât âyinelerinde cilve-i Esmâyı inkâr olduğundan; bütün Esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudâtın Vahdâniyete olan şehâdetlerini reddettiğinden, bütün mahlukata karşı bir tekzib olduğundan istidad-ı insanîyi öyle ifsad eder ki: Salâ
ŞİRHAR Türkçe anlamı f. Tar: Acemiliğe alınmayan veya sayısı beşten az olan esirlerden bir kısmı. Pencik kanuni hükümlerine göre esirler: Şirhâr, beççe, gulamçe, gulâm, sakallı ve pir olmak üzere sınıflara ayrılır ve bu tertibe göre vergiye tâbi tutulurdu. Üç yaşına kadar olan çocuklara, süt emen mânâsına gelen şirhâr; üç yaşından sekiz yaşına kadar olanlara, yavru demek olan beççe; sekizle oniki yaşındakilere gülâmçe; büluğa erenlere gulâm; epeyce traşı gelenlere sakallı; yaşlılara da pir denilirdi. (O.T.D.S.)
ŞİREC Türkçe anlamı Şırılgan yağı. * Üzüm suyu. Şira
ŞİRE Türkçe anlamı f. Süt. * Şıra
ŞİRDİL Türkçe anlamı (C.: Şirdilân) f. Aslan yürekli. Cesaretli. Cesur
ŞİRDAH Türkçe anlamı Büyük ayaklı
ŞİRCENG Türkçe anlamı f. Arslan gibi savaşan