kaygusuz abdal

KAYGUSUZ Tamamı için linke tıklayın" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/ABD">ABDALdan şiirler           -1-Yücelerden yüce gördüm Erbabsın sen koca Tanrı Âlem okur kelâm ile Sen okursun hece Tanrı.Kıldan köprü yaratmışsın Gelsin kuium geçsin deyü H...

Bu başlıkla ilgili :

KAYGUSUZ ABDALdan şiirler

           -1-

Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanrı.

Kıldan köprü yaratmışsın
Gelsin kuium geçsin deyü
Hele biz şöyle duralım
Yiğit isen geç a Tanrı.

Garip kulun yaratmışsın
Derde mihnete katmışsın
Anı aleme atmışsın
Sen çıkmışsın uca Tanrı.

Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu curadan
Kaldır perdeyi ardan
Gezelim bilece Tanrı.

        -II-

Bu fidem dedikleri
El ayakla baş değil,
Âdem mânaya derler
Suret ile kaş değil.

Gerçi et ve deridir
Cümlenin serveridir.
Hakkın kudret sırrıdır
Gayra bakmak hoş değil.

Âdem manâyı mutlak
Âdemdedür nutkı Hak
Âdemden gafil olma
O hayâl ya düş değil.

Âdem gerek su gibi
Arı olsa arınsa
Âdem oldur iy hoca
Nefsi de serkeş değil.

Âdemdedür külli hal
İlm ü hikmet güft ü kâl 
Âdem katında filem
Dânei haşhaş değil.

Âdem oldur iy hoca
Gıdası manâ ola
Maksud âdemden ahf
Çöp veya tutmış değil.

Kendü özini bilen
Maksudın bulan kişi
Hakkı bilen doğrıdır
Yalancı kalleş değil.

Bu Kaygusuz Abdala
Âşık dimen dünyada
Nakş u suret gözedür
Maksudı nakkaş değil.
       
            -III-

Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa
Kertenkele derilmiş Kırım suyun geçmeğe.

Kelebek ok yay almış, ava, şikâra çıkmış
Donuzları korkudur ayuları koçmağa.

Ergenenin  köprüsü  susuzluktan  bunalmış
Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe.

Allahımın dağında üç bin balık kışlamış
Susuzluktan bunalmış kanlı ister göçmeğe.

Leylek koduk doğurmuş ovada zurna çalar
Balık kavağa çıkmış söğüt dalın biçmeğe.

Kelebek buğday ekmiş Manisa ovasına
Sivrisinek dirilmiş ırgat olup biçmeğe.

Bir sinek bir devenin çekmiş budun koparmış
Salınuban seğirtir bir yâr ister koçmağa.

Bir aksacık karınca  kırk batman tuz yüklemiş
Gâh yorgalar gâh  şeker şehre gider satmağa.

Donuz düğün eylemiş, ayıya kam vermiş
Maymun sındı getirmiş kaftan gömlek biçmeğe.

Deve hamama girmiş, dana delallik eder
Su sığır natır olmuş növbet ister çıkmağa.

Kaygusuzun sözleri, Hindistanın kozları
Bunca yalan söyledin, girer misin uçmağa?

---

KOYUN BİLE YETİCEĞİZ

Koyun bile yeticeğiz
Sürmeğe de yarağ olur
Beşyüzünü satıcağız
Harçlanmağa gereğ olur

Berktir erenler barusu
Bine sayılır birisi
Elliki teke derisi
Papucuma yorağ olur

Bin batman olsa kazan
Ustager degil mi düzen
Hayranlık esince cana
Bengilik de gereğ olur

Doymaz isen yalvar Hakka
Nazar kıl bucağa yüke
Onsekiz kalınca yuka
Tam gönlümce gevreğ olur

Kaygusuz Abdal bulunca
Gel otur pilav gelince
On tekne hamur halince
Bir onarı çöreğ olur

---
  
YAMRU YUMRU SÖYLERİM

Yamru yumru söylerim
Her sözüm kelek gibi
Ben avare gezerim
Sahrada leylek gibi

İşim kalp sözüm yalan
Ben değil adım filan
Bu halk insana derim
Sözümü gerçek gibi

Aşk kuşları derilse
Aşktan dane verilse
Usulüm toya benzer
Avazım ördek gibi

Terketmedim benliği
Bilmedim insanlığı
Suretim adem veli
Her huyum eşek gibi

Arifler sohbetinde
Marifet söyleseler
Ben de hemen düşünmem
Ürerim köpek gibi

Gerçi Hakkın halkıyım
Marifetsiz aylakım
Arifler sohbetinden
Kaçarım ürkek gibi

Bu marifet ilminden
Haberim yok cahilim
Benden mana sorsalar
Sözlerim sürçek gibi

Aşıklar can içinde
Aşikar gördü Hakkı
İşitmenin manası
Olmıya görmek gibi

Miskin Saryı kıydın
Kul oldun sen nefsinde
Senin hırs ü hevesin
Tuttu seni fak gibi

---

BİR KAZ ALDIM BEN KARIDAN

Bir kaz aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk abdal kanın kurutan
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz kaldırmış başın bakar
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaza verdik birkaç akça
Eti kemiğinden pekçe
Ne kazan kaldı ne kepçe
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaz değilmiş bu be azmış
Kırk yıl Kafdağını gezmiş
Kanadın kuyruğun düzmüş
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazı koyduk bir ocağa
Uçtu gitti bir bucağa
Bu ne haldir hacı ağa
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazımın kanadı selki
Dişi koyun emmiş tilki
Nuh Nebiden kalmış belki
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kazımın kanadı sarı
Kemiği etinden iri
Sağlık ile satma karı
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz
 
Kazımın kanadı al
Var yürü git güle güle
Başımıza kalma bela
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Suyuna biz salduk bulgur
Bulgur Allah deyü kalgır
Be yarenler bu ne haldir
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

Kaygusuz Abdal nidelim
Ahd ile vefa güdelim
Kaldırıp postu gidelim
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz

                 &

"Sarayi", Kaygusuzun kimi şiirlerinde kullandıgı ikinci "takma ad"ıdır.

ADEMİ BALÇIKTAN YUĞURDUN YAPTIN

Ademi balçıktan yuğurdun yaptın
Yapıp da neylersin bundan sana ne
Halk ettin insanı cihana saldın
Salıp da neylersin bundan sana ne

Bakkal mısın terazuyu neylersin
İşin gücün yoktur gönül eğlersin
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Katran kazanını döküver gitsin
Mümin olan kullar didara yetsin
Emreyle yılana tamuyu yutsun
Söndürsün tamuyu bundan sana ne

Kaygusuz Abdalım sözümüz budur
Her nerde çağırsam Hak onda hazır
Hep duzaha bastırırsın kim ne der
Yakma kullarını bundan sana ne
  
---

BEN BU DERDE DÜŞELİ BU SAKALI KIRKARIM

Ben bu derde düşeli bu sakalı kırkarım
Dost ila bilişeli bu sakalı kırkarım

Ben kırkarım o biter çimende bülbül öter
Usta berber der yeter bu sakalı kırkarım

Aşka olup mülazım bilindi cümle razım
Gayrı sakal ne lazım bu sakalı kırkarım

Ben çalarım tanbura giyinirim tennure
Hak çerağın uyara bu sakalı kırkarım

Var mı bunda bir hatam gayrı gönülden atam
Çok mu gelir bir tutam bu sakalı kırkarım

Ben gezerim yazıda kuvvetim var bazuda
Ne işim var kazıda bu sakalı kırkarım

Kaba sakal istemem hep kesilse gam yemem
Hiç kısa uzun demem bu sakalı kırkarım

Sakalımla kaşımı bıyığımla başımı
Hak onara işimi bu sakalı kırkarım

Kaygusuz Abdal menem fartu fartu bilenem
Bir tüyünü koymanam bu sakalı kırkarım

---

EKSİK AVRADIN KÖTÜSÜ DİZİNİ DİKİP OTURUR

Eksik avradın kötüsü dizini dikip oturur
İşinin kolayın bulmaz yüzünü yıkıp oturur

Boğaza takmış akıkin aşına bulmaz kekiğin
Yeni donunun söküğün dizine takıp oturur

Ayağında meşin mesi kolunda gümüşün başı
Soyunmaya elbisesi taşraya bakıp oturur

Yata yata karnı şişer eşinin başında işer
Bitler kanatkanıp uçar sirkeye bakıp oturur

Çocuklar oynar aşığı köpekler yutar bulaşığı
Karga da kapmış kaşığ havaya bakıp oturur

Başa bağlamış emiri rençberler sever demiri
Danalar yemiş hamırı tekneye bakıp oturur

Kaygusuz aydır atılmaz pazara çeksen satılmaz
Soyunup koyna yatılmaz bir manda çöküp oturur

---

BEYLERİMİZ ELVAN ELVAN ÜSTÜNE

Beylerimiz elvan elvan üstüne
Ağlar gelir şahım Abdal Musaya
Urum abdalları postun eğnine
Bağlar gelir şahım Abdal Musaya

Urum abdalları gelir dost deyi
Eğnimizde aba hırka post deyi
Hasteleri gelir derman isteyi
Sağlar gelir şahım Abdal Musaya

Hindden bazerganlar gelir yayınır
Pişer lokmaları açlar doyunur
Bunda aşıkları gelir soyunur
Etler gelir şahım Abdal Musaya

Meydanın dara durmuş gerçekler
Çalınır koç kurbanlara bıçaklar
Döğünür kudüm açılır sancaklar
Tuğlar gelir şahım Abdal Musaya

Her Matem ayında kanlar saçarlar
Uyandırıp Hak çerağın yakarlar
Demine Hü deyip gülbang çekerler
Nurlar gelir şahım Abdal Musaya

İkrarıdır koç yiğidin yuları
Muannidi çeksen gelmez ileri
Akpınarın Yeşilgölün suları
Çağlar gelir şahım Abdal Musaya

Alim almış Zül-fekarı destine
Sallar durmaz Yezidlerin kasdına
Tümen-tümen genç Alinin üstüne
Sırlar gelir şahım Abdal Musaya

Benim bir isteğim vardır Kerimden
Münkir bilmez evliyanın sırrından
Kaygusuzam ayrı düştüm pirimden
Ağlar gelir şahım Abdal Musaya

---

ALLAH TANRI YARADAN

Allah Tanrı Yaradan
Gel içegör curadan
Yar ile yar olagör
Çıksın ağyar aradan

Bekle gönül bostanın
Susığırı girmesin
Key sakın uçurursun
Kandili minareden

Fil yükün karıncaya
Yükletme çekebilmez
Lal ü gevher kıymetin
Umma seng-i hareden

Hacca vardım der isen
Kanda vardın hacca sen
Kılavuzsuz kuş uçmaz
Bunca dağ ü dereden

Hacca varan kişinin
Gönül yapmak işidir
Gönül Hakkın beytidir
Sakın sen emmareden

Sen özünü bil nesin
Hak sende sen kandesin
Hakkı bilmek dilersen
Geç ağ ile hareden

Dünya ahret demegil
Biliş ü yad demegil
Uzak savaşa düşme
Geç kuru sehhareden

Tıfıllayın dembedem
Dambu dumbu söyleme
Mansurlayın olursun
Bilmezsen müdareden

İnsan nur-ı kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrareden

Aşık olan bu yolda
Can ile baş oynadır
Sen dahi aşık isen
Bakma gel kenareden

Sen insanı sorarsan
Haktan ayrı değildir
Sıfatı zat-ı mutlak
Hırkası çar pareden

Aklına akıl deme
Sözüne delil deme
Çünkü kurtaramazsın
Nefsini emmareden

Kaygusuzun hüneri
Helva vü biryan yemek
Andan özge hüneri
Umma bu biçareden

---

2. Alternatif : KAYGUSUZ ABDAL

on beşinci asır halk şâirlerinden. Doğum ve ölüm yılı kesin olarak bilinmemekle birlikte, 14. yüzyılın ikinci yarısında doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl adı Alâeddin Gaybidir ve Alâiye (Alanya) beyinin oğludur. Abdal Mûsânın yanında bir müddet kalıp ve onun isteği üzerine yanına kırk dervişi alıp Mısıra gittiği, orada bir tekke kurduğu, Mısırda dervişleriyle birlikte tarikatını yaymaya çalıştığı söylenirse de ölümüne kadar burada kalıp kalmadığı bilinememektedir. Fakat şiirlerden Edirneye Sofyaya, Filibe ve Hicaza gittiği anlaşılmaktadır. 1444 yılında öldüğü zaman Mısırdaydı ve vasiyeti üzerine tekkesinin yanındaki bir mağaraya gömüldü.
Kaygusuzun coşkun, içten ve bâzan da alaycı bir dili vardır. Şiirlerinde samîmî bir anlatımdan birden bire alaycı bir dile veya tekerlemeye geçmekte, normal hayatta olağan görebileceğimiz bâzı hareketleri alaya almakta, hicvetmektedir. Bâzı şiirleri ise ilâhî ve nutuk tarzındadır. Akıl, gönül, nefs, mürşid gibi tasavvufun çeşitli meselelerini heyecanlı bir üslupla anlatır. Fakat daha çok didaktik bir muhteva hâkimdir. Kaygusuzun nesirleri, nazmına göre daha ağır basar. Mesnevîlerinde lirizmin zirvesine ulaşır. Canlı ve daha çok masal şeklinde olan bu nesirlerinde, anlatımda zorlamaya gidilmeden tatlı secîler görülür.
Ayrıca anlatıma renk katan tekerlemeleri de göz önüne almak gerekir. Kısa ve sâde cümlelerle hayal âleminde gördüklerini, bir masal şeklinde anlatmıştır.
Eserleri: Başlıca eserleri, manzum, mensur ve manzum-mensur karışık olmak üzere başlıca üç grupta toplanır.
Manzum eserleri: Divân, Gülistân, Mesnevî-i Bab-ı Kaygusuz, Gevhernâme, Minbernâme.
Mensur eserleri: Budalanâme, Kitâb-ı Miglate, Vücûdnâme.
Manzum-mensur karışık: Saraynâme, Dilguşâ.
Gel Hakka olma âsi Ta gide gönlün pası Dört kitâbın manîsi
Var edeb öğren edeb
Gaflet içinden uyan, Edebsüz olma iy cân Edebdür asl-ı îmân Var edeb öğren edeb
Edeb gerekdür eve Tâ yolı doğru vara Edebsüz olma yine Var edeb öğren edeb.
Kaygusuz Abdal uyan Işkı bil işka uyan Şöyle dimişdür diyen Var edeb öğren edeb

3. Alternatif : Kaygusuz Abdal

Kaygusuz Abdal (c. 1341- c. 1444) asıl adı Alaeddin Gaybi olan Alevi Bektaşi halk ozanı. Alanya sancağı Beyi Hüsameddin Mahmud'un oğlu olduğu söylenir. Bektaşi büyüğü Abdal Musa'ya bağlanarak tasavvuf yoluna girdi. Mısır'a giderek Bektaşiliği yaymaya çalıştı ve orada vefat etti. Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı. Nükteli ve iğneli bir üslubu vardır. Alevi ve Bektaşi şiir geleneğini sürdürdü. Bazı şiirlerinde Yunus Emre'nin etkileri görülür.
  • Divân
  • Sarây-nâme
  • Minber-nâme
  • Dil-güsâ
  • Gevher-nâme
  • Budala-nâme
  • Mesnevi
  • Muglâta-nâme
  • Esrâr-i Hurûf
  • ''Vücûd-nâme'

    Kaynakça

  • [http://www.cs.rpi.edu/~sibel/poetry/poems/kaygusuz_abdal/_About/about2.html "Türk Halk Şiiri", Asım Bezirci, Say Yayınları, 1993]
    kaygusuz abdal bilgisi için webde arama yapın.

    İlgili Olabilecek Başlıklar: