gelibolulu mustafa ali
Onaltıncı yüzyılın en değerli tarihçisi kabul edilen Gelibolulu Mustafa, 1541de Geliboluda doğmuştur. Düzgün bir medrese eğitimi görmüş, Anadoluda çeşitli vilayetlerde defterdarlık yapmış, Iran seferine katılmış, Tamamı için linke tıklayın" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Mısır">Mısıra gitmiş v...
Bu başlıkla ilgili :
Onaltıncı yüzyılın en değerli tarihçisi kabul edilen Gelibolulu Mustafa, 1541de Geliboluda doğmuştur. Düzgün bir medrese eğitimi görmüş, Anadoluda çeşitli vilayetlerde defterdarlık yapmış, Iran seferine katılmış,
Mısıra gitmiş ve Bosnada altı yıl kalmıştır. Şam valiliği, Cidde emirliği de yapan Mustafa Âli 1600 yılında Ciddede vefat etmiştir.
Mustafa Âli bilgin idi.. Gazel ve kasideleri beğenilen bir şairdi. Fakat en büyük ve en değerli eseri "Künhül-Ahbar" adlı dört ciltlik tarih kitabıdır.
Künhül-Ahbar bir "umumi tarih" niteliği taşın Bu eser, Peygamberler
Tarihi, İslâm Tarihi,
Türk ve Moğol Tarihi, Osmanlı Tarihi konularını içine alır.
Mustafa Âlinin "Künhül-Ahbardan başka 20 kadar eseri daha vardır. Bunlardan "Kavaidül-Mecalis" bir adabı muaşeret (görgü kitabıdır). "Menakıb-ı Hünerverân adlı eserinde Türk-İslâm dünyasının yetiştirdiği hattat, tasvirci, tezhipçi, ciltçi gibi sanatkârlar ve diğer sanatlar tanıtılır. Bu yüzden bu eser, Türk tarih ve kültürü bakımından önemli bir belge niteliği taşır.
2. Alternatif : GELİBOLULU MUSTAFA ALİ
on altıncı asırda yetişen meşhur Osmanlı târihçisi. Adı, Mustafa bin Ahmeddir. 1541 senesi
Nisan ayında Geliboluda doğdu. Küçük yaşta tahsîle başlayan Âlî Efendi yirmi yaşında medreseden mezun oldu.
Mihr-ü Mah adlı eserini şehzâde
İkinci Selime takdim ederek dîvân kâtibliği vazîfesine atandı. Daha sonra Şam beylerbeyi Lala Mustafa Paşanın dîvân kâtipliğine tâyin edildi. Mustafa Paşanın
Mısır beylerbeyi olması ile birlikte Mısıra gitti. Bir süre sonra Mustafa Paşa Mısır beylerbeyliğinden alınınca,
Manisadaki Şehzâde Üçüncü Murâdın musâhibleri arasına girdi. Oradan Bosna Beylerbeyi Ferhat Paşanın dîvân kâtipliği vazîfesine tâyin edildi.
Sultan Üçüncü Murâd Han devrinde
Gürcistan beylerbeyliği ve dîvân kâtipliği görevlerinde bulundu.
Sultan
Üçüncü Mehmed tahta çıktığı zaman mîr-i mîrân rütbesiyle Şam vâliliğine tâyin edildi. Fakat o, yazmakta olduğu Künhül-Ahbâr adlı eserini tamamlamak için lüzumlu malzemeyi daha rahat bulabileceği Mısır defterdârlığı veya
Amasya sancakbeyliğini istedi.
Son olarak kendisine Cidde emirliği verilen Âlî Efendi, bu vazîfesine Mısır ve Mekke yoluyla giderek hac farîzasını yerine getirdi. Sultan Üçüncü Mehmede yazdığı bir mesnevîde kendisine Mısır eyâletinin verilmesini ricâ etmişse de, buna nâil olamadan 1600 senesinde Ciddede vefât etti.
Âlî, bir şâir olarak zaman zaman üstün şiirler yazmıştır. Bunu, ortaya koyduğu üç Dîvânı açıkça gösterir. Ayrıca şerh edebiyatımızda mühim yeri vardır. Sultan Üçüncü Murâdın şiirlerinin şerhini yapmıştır. Nefî gibi bâzı şâirlere mahlas vermesi onun şiirimizin ustalarından olduğunun açık delilidir. Ancak dalgalı ve dengesiz bir rûh yapısına sâhib olması hayâtına da aksetmiştir. Bunu diğer eserlerinde de görmek mümkündür.
Âlî Mustafa Efendi, çeşitli alanlarda yazı yazmakla birlikte, asıl başarılı olduğu alan târihtir. Ayrıca eserlerinde tenkid fikrine yer verir. Asrını bir bakımdan ele alan bir yazar olup, manzum, mensur elliye yakın eseri vardır. Bunlardan en meşhuru dört bölümden meydana gelen Künhül-Ahbâr adlı târihidir. Bu eser, sâdece bir Osmanlı târihini değil, Peygamberler târihi, İslâm târihi,
Türk ve Moğol târihi bahislerini de içine alan bir âlem târihidir. Âlî Efendi, eserde Osmanlı âlim ve şâirleri için de önemli bir kısım ayırmış olup, bu bölüm şâirler tezkiresi sayılabilecek genişliktedir. Eserin en geniş kısmı, 16. asır Osmanlı târihini anlattığı bölümdür. Ayrıca İslâm târihinde verilen bilgiler geniş ve teferruâtlıdır. Eserin ilmî değerini artıran bir yönü, Âlînin, İslâm medeniyetinin gelişmesinde Türklerin büyük rolüne ve hizmetine dikkat çekmesidir. Bunun yanında, yeri geldikçe, bölüm bölüm
Avrupa milletleri hakkında da kısa bilgiler verilmiştir. Eserin başından
İstanbulun fethine kadar olan kısmı tertibine uygun olarak beş cilt hâlinde basılmıştır. Yazmaları çeşitli parçalar hâlinde İstanbulun birçok kütüphânelerinde bulunmaktadır.
Kavâidül-Mecâlis; Osmanlı medeniyeti ve sosyal hayâtı bakımından kıymetli bilgiler veren bir görgü ve âdâb-ı muâşeret kitabıdır. Âlî Efendi, ömrünün sonlarına doğru Sultan Üçüncü Murâd Hanın isteği üzerine yazdığı bu eserde, mühim meclislerde çeşitli sınıf, sanat ve mesleklere mensup insanların nasıl hareket edeceklerini, nasıl giyineceklerini, kısacası topluluk içinde âdâba uygun yaşamak için neler yapmak ve neleri bilmek gerektiğini anlatmıştır.
Diğer bir önemli eseri Menâkıb-ı Hünerverândır. Eserde Türk-İslâm âleminde yetişen büyük hattatlar ve bunların hat sanatlarından, ayrıca tasvircilerden, tezhipçilerden, mücellit, halkari, zerefşân ve oyma sanatlarından bahsedilmekte, zamânın diğer sanatları ve sanatkârları hakkında da kıymetli bilgiler verilmektedir. İstanbul ve Viyana kütüphânelerinde dokuz nüshası bulunan eser, yedi bölümden meydana gelmiştir. İbn-ül-Emin Mahmûd Kemâl tarafından
1926 senesinde İstanbulda eserin karşılaştırmalı neşri gerçekleştirilmiştir.
Âlînin yazdığı diğer mühim eserler şunlardır:
1) Nâdir-ül-Mahârîb, 2) Heft Meclis, 3) Zübdet-üt-Tevârih, 4) Nusretnâme, 5) Câmi-ul-Hubûr der Mecâlis-i Sûr, 6) Mirkât-ül-Cihâd, 7) Füsûlü Hallü Akd ve Usûli Harc ü Nakd, 8) Hâlât-ül-Kâhire min el-Âdât- iz-Zâhire, 9) Mihr ü Mah, 10) Mihr ü Vefâ, 11) Tuhfet-ül-Uşşâk, 12) Râhat-ün-Nüfûs, 13) Hilyet-ür-Ricâl, 14) Münşeât, 15) Mahâsin-ül-Âdâb, 16) Dîvân (üç adet Vâridât-ı Enîka).
İlgili Olabilecek Başlıklar: