fosfor
Kimyasal bir eleman. Sembolü P, atom numarası 15, atom ağırlığı 31, yoğunluğu 1,83 tür. Yarı saydam, renksiz ya da hafifçe balmumu renginde (sarımtırak renkte) olarak bulunduğu gibi kırmızı ya da mor renkte bulunur. Sarımsak kokuludur ve karanlıkta ışıldar. Hidrojen oksijen, azot ve kükürt gibi prot...
Bu başlıkla ilgili :
Kimyasal bir eleman. Sembolü P, atom numarası 15, atom ağırlığı 31, yoğunluğu 1,83 tür. Yarı saydam, renksiz ya da hafifçe balmumu renginde (sarımtırak renkte) olarak bulunduğu gibi kırmızı ya da mor renkte bulunur. Sarımsak kokuludur ve karanlıkta ışıldar. Hidrojen oksijen, azot ve kükürt gibi protoplazmanın bileşiminde bulunur. Bu bakımdan
fosfor, esas elementler, den biri sayılır. İnsan ve hayvanların kemiklerinin büyük bir kısmı kalsiyum fosfat “Ca3 (P04) 2” den ibarettir. Tabiatta serbest olarak bulunmaz, daima
fosforik asidin tuzları halinde bulunur. En önemli bileşiği
fosforik adı verilen kalsiyum fosfat ile aparit “Ca5 (P04) 3 Cl” tir. Bu
fosfor bileşikleri
Cezayir,
Tunus, Florida,
Norveç ve Güney Karolinada bol miktarda bulunur. Fosfor, ya bileşiklerinden ya da elektrik yolu ile elde edilir.
Fosfor,
fosforik asit ve önemli fosfatların elde edilmesinde, havada beyaz iz bırakan işaret mermilerinin elde edilmesinde, yangın bombalarının yapılmasında ve yapay gübre ile kibrit yapımında kullanılır.
Fosfatlı gübreler tarımda en makbul gübrelerdir. Fosfor 1669 yılında Filozof taşı arayan kimyagerlerden Brandt tarafından tesadüfen bulunmuştur. Beyaz
fosfor fare zehirin de kullanılır.
2. Alternatif : fosfor
Çabuk alev alan, karanlıkta parlayan basit cisim.
Yunanca «phos», ışık ve «phoros», taşıyan sözcüklerinden. Beyaz
fosfor, çok şiddetli bir zehirdir; balmumu gibi yumuşak olan bu madde suda erimez ve açıkhavada öylesine çabuk alev alır ki, su içinde saklamak zorunluluğu vardır. Kırmızı
fosfor, beyaz
fosforun ısıtılmasıyla elde edilir. Daha az tehlikeli olduğundan kibrit ve havai fişek yapımında kullanılır.
Canlı organizmaların işlemesinde önemli bir rol oynayan
fosfor, özellikle kemiklerde, sinir dokusunda ve beyinde bulunur. Fosforu 1669 yılında Hamburglu Hennig Brand, idrarda bulmuştur; daha sonra Kunckel ve Böyle adh kimyacılar,
fosfor elde etmeyi başardılar. Kireçlenmiş kemiklerde
fosforik asit bulunduğunu, 1769da Gahn saptadı; Scheele adlı kimyacı da, bu tür kemiklerden
fosfor elde etme yöntemini geliştirdi. Fosforun eczacılık, metalürji, tıp ve nükleer fizik alanlarında kullanımı daha sonra başladı.
Küllerde
Eskiden
fosfor, kemikleri yakma yoluyla elde edilirdi: kül,
fosforca hayli zengindir. Günümüzde
fosfor, sülfürik asit ve kömürle işlemden geçirilen fosfattan elde edilir. Başlıca doğal fosfat yatakları,
Amerika Birleşik Devletlerinde,
Fasta, S.S.C.B.de ve
Tunustadır. Bu fosfatların bazıları,
Tarihöncesi hayvanların leşlerinden ve dışkılarından meydana gelmiştir, bazıları da madensel tortulardan oluşmuştur.
Fosforışı (Fosforesans)
Beyaz
fosfor havada bırakılacak olursa, hafif bir mavi ışık çıkartır. Bu olay, oksijenden hemen etkilenen
fosforun, ışık çıkartarak ağır ağır yanmasından ileri gelir:
fosforışı denilen işte budur. Bu terim, yaygınlaştırılarak, zayıf bir ışık çıkartan bütün cisimler (hattâ suyosunları ve ateşböcekleri) için kullanılmıştır. (Şunu da belirtelim ki saatlerin «
fosforlu» olması için kullanılan maddelerin
fosforla hiç bir ilintisi yoktur.)
İlgili Olabilecek Başlıklar: