BİYOLOJİ
Alm. Biologie (f), Fr. biologie (f), İng. biology. Eski Tamamı için linke tıklayın" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Latince">Latince, bios (hayat) ve logos (bilim) kelimelerinin birleşiminden ibaret olup, canlılar bilimi anlamına gelmektedir. Canlıların yapısı, davranışları, birbirleri ve çevre...
Bu başlıkla ilgili :
Alm. Biologie (f), Fr. biologie (f), İng. biology. Eski
Latince, bios (hayat) ve logos (bilim) kelimelerinin birleşiminden ibaret olup, canlılar bilimi anlamına gelmektedir. Canlıların yapısı, davranışları, birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkileri, yeryüzündeki dağılışları, çeşitlilikleri ve vücutları içinde geçen "temel hayat olayları" hep
biyolojinin konusunun içine girer.
Biyolojinin tarihçesi çok eskiye dayanmaktadır. Biyoloji ile ilgili en eski ve en önemli belge, M.Ö. 1550 veya daha eski zamanda yazılmış Papyrus Eberstir. Bu belgede bitki ve hayvanlardan elde edilen ilaçlar yer almaktadır. Yaklaşık 1000 yıl sonra
Yunanlı Hippokrates (M.Ö. 460-377) ve Aristo (M.Ö. 384-322)nun tıp, anatomi ve tıbbi bitkiler hakkındaki sözleri,
biyoloji ile ilgili bilimsel temel eserler olarak kabul edilmektedir. Halbuki bunların görüşleri genellikte teoridir. Romalı Dioskoridesin Materia Medica, Plinusun Naturalis Historia (TabiatTarihi) eseri, tıp ve bitkiler konusunda yazılmış en önemli eserlerdir. Hıristiyanlığın Nesturi mezhebinden birçok bilginlerin Efes Patriği tarafından (M.S. 462) afaroz edilmesiyle, çoğu Fırat havzasına kaçmışlar ve buradan da
İran Devleti tarafından kabul edilmişlerdir. Daha sonra Bağdat halifeleri bu Nesturi bilginlerini özel hekimler olarak çağırmışlardır. Bunlar ve zamanın
İslam alimleri, Aristo, Thephrastus, Dioscorides, Plinus ve diğerlerinin eserlerini Arap dillerine tercüme etmişlerdir. İslam dini, insanlığın hayrına her müsbet çalışmayı emretmektedir. Allahü tealanın Kuran-ı kerimin çeşitli yerlerinde mealen; "Sizden evvel gelip geçenlerin hayatlarını, gittikleri yolları ve başlarına gelenleri, gözden geçirip, onlardan ders alınız. Yerleri, gökleri, canlıları, cansızları ve kendinizi inceleyiniz! Gördüklerinizin içini, özünü araştırınız. Bütün bunlarda yerleştirmiş olduğum kuvvetimi, kudretimi, büyüklüğümü ve hakimiyetimi bulunuz, görünüz, anlayınız." buyurduğu emirlerine uyan İslam alimleri pekçok eser vermişlerdir. Bu eserler vasıtasıyle
biyoloji bilimi İslam memleketlerinden
Avrupaya yayılmıştır. İbn-i Baytar, Cahız, Ebu Bekr-er-Razi,
Erzurumlu
İbrahim Hakkı, İbn-i Sina gibi İslam bilginleri
biyoloji dallarında önemli eserleri vermişlerdir. Onuncu yüzyılın ortasından itibaren İslam ilminin Hıristiyan-Avrupa üzerine gittikçe artan etkisi sonucunda, batı dünyasının ilim arayan gençliği,
İspanya-Endülüsteki İslam üniversitelerine koşmuştur. Buradaki İslam bilginlerinin eserleri çok kıymetli olup, daha sonra matbaanın keşfiyle Avrupada basılan ilk kitaplar arasında yer almıştır.
On sekizinci asırdan itibaren
biyoloji konularında hızlı bir ilerleme başlamış, özellikle
İtalya,
Fransa,Almanya,
İngiltere ve
Hollandada ilmi araştırmalarla ilerlemeler kaydedilmiştir. On sekizinci yüzyılın ortalarında büyüteç, mikroskop ve yeni tekniklerin kullanılmasıyla
biyoloji alanında da daha büyük gelişmeler ve buluşlar olmuştur.
Biyoloji, teknolojinin gelişmesinden azami derecede faydalanan bir bilimdir. Diğer bilimlerle de (özellikle fizik ve kimya ile) bilgi alış verişi yapmaktadır. Elektron mikroskobunun bulunuşuyla da hücrenin temel yapısına nüfuz etmeye çalışmaktadır. Canlıları ve temel hayat olaylarını inceleyerek insanlığa faydalı sonuçlar çıkarmak gayretindedir.
Biyoloji, canlıların moleküler yapısına kadar inerek büyük gelişmeler kaydetmiştir. Canlıların genetik yapısındaki bazı bozuklukları bertaraf edecek seviyeye gelmiştir. Bu konuda, "Genetik Mühendisliği" çalışmaları ümit vericidir. (Bkz. Genetik Mühendisliği)
Biyolojinin bölümleri: Canlıların çeşitliliği ve bunlarda meydana gelen hayati faaliyetlerin düzen ve çeşitliliği,
biyolojinin birçok dallara ayrılmasına sebeb olmuştur.Her biyolog kendi dalında uzmanlaşarak araştırmalarını sürdürmektedir.
Biyoloji, öncelikle zooloji ve botanik olmak üzere iki ana dala ayrılır.Zooloji, hayvanlar alemini, botanik ise bitkiler alemini inceler.
Belli bazı hayvan grupları, zoolojinin özel dalları içinde yer alır. Mesela protozooloji tek hücreli hayvanları, entomoloji böcekleri, ihtiyoloji balıkları, ornitoloji kuşları, mammaloji memeli hayvanları araştırarak inceler.
Biyolojinin Bazı Alt Bölümleri
Moleküler Biyoloji: Canlıların yapısını moleküler seviyede inceleyen bir bilim dalıdır. Gen, DNA ve
RNA gibi kısımlar, moleküler
biyolojinin konusuna girmektedir.
Biyokimya: Canlıların kimyasal yapısını, özellikle hücre ve dokuların içindeki kimyasal bileşikleri inceler. Sağlık kuruluşlarındaki "biyokimya laboratuvarları" bu bilimin uygulama sahasıdır. Kan, idrar, hormon tahlili yaparak bazı hastalıkların teşhisine yardımcı olur. (Bkz. Biyokimya)
Sitoloji: Hücre bilimidir.Hücrenin yapısı, bölünmesi, enerji üretimi ve tüketimi, protein sentezi, kanser gibi konular sitolojinin sahasına girer.
Histoloji: Doku bilimidir. Çok hücreli canlıların ancak mikroskopla incelenebilen dokularının yapısını, görevlerini ve hangi organların yapısına girdiklerini araştırır.
Anatomi: Canlıların iç yapısını inceler. Sitoloji ve Histolojiyle de desteklenir. (Bkz. Anatomi)
Morfoloji: Şekil bilimi olarak bilinir. Dar manada, canlıların dış yapısından bahseder. Geniş anlamda ise, canlıların yapı biçimiyle ilgilenir. Anatomi, Histoloji ve Sitolojiyi de içine alır.
Fizyoloji: Fonksiyon bilimidir. Hücre, doku ve organların görev ve çalışmalarını, fizik ve kimya kanunlarına dayanarak inceler.
Embriyoloji: Embriyonun (ceninin) meydana gelişini ve gelişmesini inceler. Döllenmiş bir yumurtadan (zigottan) itibaren, hücre farklılaşmaları ve organların teşekkülü ve tam bir yavrunun doğmasına kadar geçen çok esrarlı devreler embriyolojinin konusuna girer.
Genetik: Canlılardaki kalıtsal özelliklerin nesilden nesile geçişini ve bunlarla ilgili prensip ve kanunları araştırır. Genin yapısı, gende meydana gelen değişmeler ve bunların canlıya geçişi üzerinde incelemeler yapar. Son yıllarda büyük gelişmeler kaydeden "Genetik Mühendisliği" genetiğin önemli bir tatbikat sahasıdır.
Sistematik: Canlıların benzerlik ve akrabalıklarına göre belli gruplar halinde tasnif edilmesine "sistematik" veya "taksonomi" denir. Sınıflandırmada en küçük ve temel birim "tür", en büyüğü ise "alem"dir.
Ortak bir cedden gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahib olan, tabiatta yalnız kendi aralarında üreyerek verimli yavrular veren bireyler topluluğuna "tür" denir. Tür ismi iki kelime ile gösterilir. "Felis domesticus" kedi, "Felis leo" aslan, "Pirus nigra" çam türlerini ifade eder: "Homo sapiens" de insan türü demektir.
2. Alternatif : Biyoloji
Biyoloji, evrendeki canlılar hakkında araştırma ve gözlem yapan bir bilim dalıdır.
Biyoloji veya
Canlı bilimi, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.
Biyologlar, tüm
canlıları; tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan,
hücre ve
molekülleri kapsayan
mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran hayati süreçlerden bazıları;
enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm
organizmanın çoğalmasıdır.
Hayatın gizemleri, tarihteki tüm insanları etkilediğinden; insanın fiziksel yapısı,
bitkiler ve
hayvanlar hakkındaki araştırmalar tüm toplumların tarihlerinde yer bulur. Bu kadar ilginin bir kısmı, insanların hayata hükmetme ve doğal kaynakları kullanma isteğinden gelmektedir. Soruların peşinden koşmak, insanlara, organizmaların yapıları hakkında bilgi kazandırdı ve de yaşam standartları, zamanla yükseldi. İlginin bir diğer kısmı ise, doğayı kontrol etme isteğinden çok, onu anlama isteğinden gelmektedir. Bu araştırmaların ilerletilmesi, bizim dünya hakkındaki düşüncelerimizi değiştirmiştir.
Biyolojinin;
botanik,
zooloji ve
tıp gibi birçok dalı eskidir. Ancak, bunları tek bir kategori altında toplayan "
biyoloji", ancak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu bilmin gelişmesiyle, bilimadamları, bütün yaşayan varlıkların, ortak bazı özellikler taşıdıklarını anlamışlardır. Bu nedenle de varlıkların bir bütün içersinde incelenmesinin yararlarını kavramışlardır. Biyoloji, günümüzde, en önemli bilim dallarından biridir: Tüm yeryüzündeki biyoloji ve tıp dergilerde, yıllık bir milyon makaleden fazla yayımlanmaktadır.
[Roberts, Michael Bliss Vaughan. Biology: A Functional Approach. Cheltenham: Thomas Nelson and Sons, 1986. sf. 1 ] Aynı zamanda, biyoloji, yeryüzündeki tüm okullarda öğretilen ana derslerden biridir.
Biyoloji, bu kadar fazla konuyu kendi kapsamı altında topladığı için birçok dallara bölünmüştür. Organizma türüne göre bu bilimdalını bölen yöntem;
bitkileri inceleyen
botanik,
hayvanları inceleyen
zooloji ve son olarak da
mikroorganizmaları inceleyen
mikrobiyolojiyi ana dallar olarak alır. Bazı bölme yöntemleri ise, incelenen organizmaların derecesine göre bu ayrımı yapmaktadır: Bu sistem; hayatın temel
kimyasını inceleyen
moleküler biyolojiyi, hayatın temel yapı taşları olan
hücreleri inceleyen
hücre biyolojisini, organizmaların iç
organlarının çalışmasını inceleyen
fizyolojiyi, organizmaların dış görünüşlerini inceleyen
morfolojiyi ve organizmaların birbirleri ve çevreyle ilişkilerini inceleyen
ekolojiyi, biyolojinin anaimesi,
Yunanca hayat anlamına gelen
' (bios)'la, 'incelemesi' anlamına gelen '
(logos)'un, birleşmesiyle oluşmuştur. Göründüğü kadarıyla kelime, günümüzde kullanılan anlamıyla ilk defa, Gottfried Reinhold Treviranus'un
Biologie oder Philosophie der lebenden Natur'unda (Biyoloji ya da yaşayan Doğanın Felsefesi) (
1802) ve Jean-Baptiste Lamarck'ın
Hydrogéologie'sinde (Hidroloji) (1802) kullanılmıştır. Kelimenin kendisi ise
1800'de Karl Friedrich Burdach'a atfedilse de, kelime Michael Christoph Hanov'un
1766'da basılan Üçüncü Cilt'inde,
Philosophiae naturalis sive physicae dogmaticae: Geologia, biologia, phytologia generalis et dendrologia başlığıyla yer bulmuştur.
Tarihi
thumb]]
Biyolojinin tek bir bilimdalı olarak ortaya çıkması 19. yüzyılda olmuşsa da, biyolojik bilimlerinden, tıp gelenekleri ve doğa tarihiyle ilgili olanlarının izi
Greklere kadar sürülebilir.
Rönesans ve
Keşif Çağı'nda,
deneyciliğin tekrar revaçta olması, bilinen organizmaların sayısının da hızla artmasıyla, biyolojik düşünceyi geliştirdi;
Vesalius, fizyolojideki dikkatli gözlemin artmasını başlattı ve
Carolus Linnaeus, Georges-Louis
Leclerc, Comte de
Buffon gibi adamlar hayatın çeşitliliğini anlamak,
fosil kayıtlarında bulunmak ve organizma davranışlarını incelemek adına kavramsal çalışmalar başlattı. Mekanik felsefenin güçlenmesiyle doğa teolojisinin önem kazanması da doğa tarihinin gelişmesi açısından bir etkide bulunmuş olabilir.
18. yüzyılda, biyolojinin çoğu dalı -
botanik,
zooloji ve
jeoloji - profesyonelleşmeye başladı ve bu bilimsel anlamda bir dal olmaları yolundaki adımları hızlandırdı. Ancak yine de 1800'lerin sonuna kadar bu işlem tamamlanmadı.
Antoine Lavoisier ve diğer fizikçiler, fiziksel ve kimyasal teorilerle hayvansal ve hayvansal olmayan âlemleri birleştirmeye başladı. 19. yüzyıla doğru gidildikçe,
Alexander von Humboldt gibi kâşif-doğacılar, organizmaların aralarındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin bulundukları ortama göre nasıl farklılık gösterdiklerini inceleyerek
biyocoğrafya,
ekoloji ve
etoloji gibi bilimdallarını başlattı. Çoğu doğacılar, organizmaların değişmediği fikrini reddetmeye başlayıp soy tükenmesi ve türlerin değişebilmesi gibi fikirlere sıcak bakmaya başladı.
Embriyoloji ve
paleontoloji gibi yeni alanlarla bu tarz tutumlar birleşince
Charles Darwin'in
doğal seleksiyon yoluyla meydana gelen
evrim teorisi ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonu; hayatın kaynağı ve hastalıklara mikroorganizmaların neden olması konularında tartışmalar,
sitoloji,
bakterioloji ve
fizyolojik kimya gibi alanlara şahitlik yaptı. Ancak yine de
kalıtım konusu tamamiyle bir gizemdi.
thumb]]
20. yüzyılın başında,
Gregor Mendel'in çalışmaları, Thomas Hunt
Morgan ve öğrencileri tarafından
genetiğin hızla gelişmesini sağladı. 1930'lara gelindiğinde nüfus genetiği ve doğal seleksiyonun birleşimi, modern evrim sentezinin ve
evrim biyolojisinin ortaya çıkmasını sağladı. Özellikle de
James D. Watson'la
Francis Crick'in
DNA'yı
1953'te keşfetmesinin ardından birçok dal gelişti.
Genetik kodun kırılmasının ve merkezi dogmanın (
central dogma) kurulmasının ardından, biyoloji;
ekoloji,
etoloji,
sistematik paleontoloji,
evrimsel biyoloji,
gelişim biyolojisi ve diğer organizmalarla ilgili dalları kapsayan
organizma biyolojisi ile
hücre biyolojisi,
biyofizik,
biyokimya,
nörobiyoloji,
immünoloji ve birçok benzer dalı kapsayan
moleküler biyoloji olarak ikiye ayrıldı. 21. yüzyılın başına gelindiğinde bu kadar ayrı parçanın oluşturduğu karışıklık ve anlaşmazlık geçmeye başladı. Organizmal biyologlar moleküler teknik ve fikirlere, moleküler biyologlar da
genler ve doğal çevre arasındaki fikirlerle genetik kalıtımla ilgili fikirlere önem vermeye başladı.
Biyolojinin İlkeleri
Biyoloji, bilgiye ulaşmak için
bilimsel metodu kullanır. Bilimsel teoriler, bilimsel gözlemlere dayanır ve bu teoriler, yeni araştırmalarla bazen geliştirilirler. Bilimsel teoriler aynı zamanda, daha gözlenmemiş bir fenomenin tahmin edilebilmesi için de kullanılabilirler. Biyolojik sistemler, bazen sistematik olarak modellenirler; ancak yine de - diğer bilim dallarında da olduğu gibi - teoriler sadece
matematik kullanarak açıklanmazlar.
Biyolojik bilimler, birkaç temel ilkenin altında toplanılabilirler:
evrensellik,
evrim,
çeşitlilik,
devamlılık,
genetik,
homeostasis, ve
etkileşimler.
Evrensellik
200px, bütün canlıların temel yapı taşıdır.]]
Organizmalar; görüntüde, doğal ortamında ve davranışlarında fazlaca farklılık göstermelerine rağmen, aslında tüm canlılar bazı evrensel temelleri paylaşırlar. Bütün canlı yaşamının
karbon bazlı bir
biyokimyası vardır: Karbon, tüm canlıları oluşturan temel yapı taşıdır. Aynı şekilde,
su da, temel
çözendir. Dünya'daki tüm organizmalar, genetik bilgiyi depolamak için
DNA ve
RNA-bazlı mekanizmalar kullanırlar. Bir diğer evrensel ilke ise,
virüslerin dışındaki tüm canlıların
hücrelerden oluştuğudur. Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.
Tüm bu sayılanlar,
Dünya'daki tüm organizmalar için geçerli olsa da, teoride alternatif bir yaşam türü de varolabileceğinden, bilimadamları, alternatif bir
biyokimyayı araştırmaktadırlar.
Evrim
175pxlardır.]]
Biyolojideki temel düzenleyici içerik, tüm canlıların aynı kökten gelip, değişik süreçler sonrasında değişip geliştiğini savunan
evrimdir. Burada, yukarda da anlatılan, canlılar arasındaki etkileyici benzerliklere yol açar.
Charles Darwin, evrimin sürmesine sebebiyet veren
doğal seleksiyonu açıklayarak, evrimi, geçerli bir teori olarak kılmıştır (
Alfred Russel Wallace'ın bu içeriğin keşfedilmesinde büyük rol oynadığı da belirtilmelidir). Modern sentez teorisinde, genetik çeşitlilik de bu mekanizmada önemli rol oynar.
Bir
türün, ürediği tür hakkındaki bilgileri, onların özelliklerini ve türün son halinin diğer türlerle ilişkisini inceleyen bilim dalına
filogeni denir. Biyolojiye birbirinden farklı birçok yaklaşım türü, filogeniyi ilerletir:
Moleküler biyoloji,
DNA zincirlerinin karşılaştırılmalarını yaparken
fosillerin karşılaştırmalarını da
paleontoloji yapar. Bilimadamları, evrim ilişkilerini, birkaç metodla inceleyip düzenlerler. Bu metodlar; filogenetik, fenetik ve kladistik olarak üç dalda toplanılabilir.
Evrim teorisi, Darwin ve Wallace tarafından açıklanmasından beri, bu fikir, sonuçlara ya da açıklamalara karşı olanlar tarafından sürekli kötülenmiştir. Genellikle, bu açıklamaların karşısında dini açıklamalar kullanılmıştır. Ancak, profesyonel biyologların nerdeyse hepsi, evrim teorisinin kullanılabilir ve geçerli bir teori olduğunu kabul etmişlerdir.
Çeşitlilik
225px,
Plantea şubesinde sınıflandırılan canlılardır.]]
Sistematik ve
taksonominin ilgi alanı olan sınıflandırma, birbirinden farklı yöntemler izler. Taksonomi, organizmaları,
taxa adı verilen gruplarda sınıflandırırken, sistematik, organizmaların birbirleriyle ilişkilerini inceler. Bu bilim dalları, kladistik ve genetik dallarında da geliştirmişlerdir.
Geleneksel olarak, canlılar beş büyük
aleme bölünürler:
:
Monera --
Protista --
Fungi --
Plantae --
Animalia
Ancak, çoğu bilimadamı, bu sistemi demode bulmakta ve de modern alternatifler getirmektedirler. Modern sistemler, üç-âlemli bir sistem kullanırlar:
:
Archaea --
Bacteria --
Eukaryota
Bu âlemler, hücrelerin
çekirdeklerinin olup olmamasına ve hücrelerin iç yapılarının farklılıklarına göre bölünmüştür.
Aynı zamanda, metabolik anlamda,
daha az canlı olan bazı hücreiçi
parazitler de biyolojide ayrı bir alem olarak incelenirler:
:
Virüsler --
Viroidler --
Prionlar.
Daha da ileri gidildiğinde, bütün âlemler, tüm türler ayrı ayrı sınıflandırılıncaya kadar bölünürler. Bu sıralama, şu sırayla gider:
Âlem,
Filum,
Sınıf,
Takım,
Cins,
Tür ve
Alt türdür. Bir organizmanın bilimsel adı, onun cinsi ve türüne göre belirlenir. Mesela, insanlar
Homo sapiens olarak adlandırılırlar.
Homo cinsi,
sapiens ise
türüdür. Bilimsel
tür isimlerini yazarken, organizmanın cinsinin ilk harfini büyük yazıp türünü küçük harflerle yazmak gerekir. Ayrıca tüm adın da yana yatık yazılması bir kuraldır. Sınıflandırma için kullanılan terim,
taksonomidir.
Devamlılık
[[Resim:Lautumnale 01.jpg|thumb|200px|Her canlı kalıtsal bilgisini değişmeden gelecek nesile aktarmaya çalışır;
bitkiler çiçek, çiçekler
tohum üretir.]]
19. yüzyıla kadar, yaşamsal formların bazı şartlarda aniden ortaya çıkabileceği düşünülüyordu.
William Harvey, bu yanlış kavramı, "tüm yaşam bir yumurtadan gelir" (
Latince'de
Omne vivum ex ovo) sözüyle düzeltmiş ve modern biyolojinin temellerini atmıştır. Kısaca anlatmak gerekirse, bu söz, hayatın bir kaynaktan kırılmayan bir devamlılıkla geldiğini söyler.
Aynı ataya sahip birkaç organizma benzer özellikler gösterirler. Dünya'daki tüm organizmalar, ortak bir atadan ya da ortak bir
gen havuzundan gelirler. Tüm dünyanın en son ortak atasının 3.5 milyar yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. Biyologlar,
genetik kodun evrenselliğini;
bacteria,
archaea ve
eukaryotun hepsinin aynı atadan geldiğinin önemli bir kanıtı olarak düşünmektedirler.
Homeostazi (Homeostasis)
thumb hücreleri, insan "homeostasis"ini sağlamaya yardımcı olurlar.]]
Homeostazi (denge), açık bir sistemin, bağlantılı kontrol mekanizmaları tarafından kontrol edilen dinamik eşitlikler aracılığıyla, kendi iç ortamının sabit bir hal sağlayabilmesidir. Tek hücreli ya da çok hücreli tüm organizmalar, homeostasis gösterir: Hücresel düzeyde
pH değerinin ayarlanması, organizma düzeyinde vücut sıcaklığının sabit tutulması ve
ekosistem düzeyinde bitkilerin
karbondioksit fazlalığında daha hızlı büyümesi buna örnek olarak gösterilebilir.
Doku ve
organlar da homeostasis sergilerler.
Etkileşimler
Herşey diğer organizmalar ve çevreyle etkileşim içersindedir. Biyolojik sistemleri incelemenin bir zor kısmı da, incelenen organizmanın diğer faktörlerle çok sayıda etkileşim içersinde olmasıdır. Mikroskobik bir
bakterinin lokal şeker eğimine tepkide bulunması, aslında, bir aslanın Afrika savanasında yemek aramasından farklı değildir. Herhangi bir tür için, davranışlar; agresif, yardımcı, parazitsel ya da simbiyotik olabilir. İşler, herhangi bir
ekosistemde, birden fazla tür etkileşime girdiğinde karışır. Bu türdeki çalışmalar,
ekolojinin çalışma alanındadır.
Çalışma alanları
Biyoloji o kadar büyük bir araştırma sahası haline gelmiştir ki, genellikle bir dal olarak değil de, birbirine geçmiş birçok alt dal olarak görülür. Bu madde, dört ana grubu incelemektedir. İlk grup;
hücre,
gen, vb. temel yapı taşlarını inceleyen dallardan oluşmaktadır. İkincisi;
doku,
organ ve
vücut düzeyindeki yapıları inceleyen dallardan oluşmaktadır. Üçüncüsü, organizmalar ve onların geçmişlerini incelerken, sonuncusu da onların etkileşimlerini inceler. Bu sınırların, gruplamaların ve açıklamaların sadece biyolojik araştırmanın basitleştirilmiş bir betimlemesi olduğu unutulmamalıdır. Gerçekte, bu dallar arasındaki sınırlar belirli değildir ve birçok dal, birbirinin yöntemlerini kullanırlar. Mesela, evrimsel biyoloji, DNA zincirlerini belirlemede moleküler biyolojiden fazlaca etkilenir. Başka bir örnek vermek gerekirse, fizyoloji, organ sistemlerinin görevlerini açıklarken hücre biyolojisinden oldukça yararlanır. Bunun dışında, etoloji ve karşılaştırmalı psikoloji, hayvan davranışlarının incelenmesi ve düşünsel özelliklerini incelemesiyle biyolojinin sınırlarını genişletirler. Nitekim, evrimsel psikoloji, psikolojinin de bir bioloji dalını savunmaktadır.
Hayatın yapısı
[[Image:ADN animation.gif|thumb|
DNA sarmalı]]
Moleküler biyoloji, biyolojinin moleküler düzeyde yapılanıdır.
Genetik ve
biyokimya başta gelmek üzere, bu dal, birçok dalla iç içe geçmiştir. Moleküler biyolojinin ilgi alanı hücrenin değişik sistemleri -
DNA,
RNA ve
protein sentezini de kapsayarak - ve bu etkileşimlerin nasıl kontrol edildiğidir.
Hücre biyolojisi ise hücrenin fizyolojik, davranışsal - etkileşimleri ve hareketleri de dahil - özelliklerini inceler. Bu işlem, hem mikroskobik hem de moleküler düzeyde yapılır. Hücre biyolojisi, hem
bacteria gibi tek hücreli hem de
insan gibi çok hücreli organizmaları inceler.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır. Hücre türleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya çıkarılması ise özellikle hücresel ve moleküler biyolojinin konusudur. Bu farklar ve benzerlikler, birleştirici bir fikir oluşturmada kullanılırlar.
Genetik,
genlerin,
kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir. Modern araştırmalarda, belirli bir genin ne işe yaradığı konusunda önemli bilgiler verir. Genetik bilgi, genellikle,
DNA moleküllerinin kimyasal yapılarının ifade edildiği
kromozomlarda taşınır. Genler,
protein sentezi için gerekli bilgiyi kodlarlar. Dolayısıyla da bir bireyin
fenotipinin belirlenmesinde büyük görev alırlar.
Gelişim biyolojisi, organizmaların büyüyüp gelişmesini inceler.
Embriyolojiden ortaya çıkan bu dal, hücre büyümesinin genetik kontrolünü, hücresel farklılaşmayı ve değişimi inceler. Gelişim biyolojisinde kullanılan model organizmalardan bazıları
Caenorhabditis elegans,
Drosophila melanogaster,
Brachydanio rerio,
Mus musculus ve
Arabidopsis thaliana'dır.
Organizmaların fizyolojisi
Fizyoloji, tüm yapıların birlikte nasıl çalıştığını anlamaya çalışarak, organizmaların mekanik, fiziksel ve biyokimyasal süreçlerini inceler. "Yapıdan göreve" anlayışı, biyoloji için çok önemlidir. Fizyolojik çalışmalar genellikle,
bitki fizyolojisi ve
hayvan fizyolojisi olarak ikiye ayrılırlar; ancak fizyolojinin ilkeleri evrenseldir ve her tür organizma üzerinde incelenilebilir. Mesela,
maya hücresi hakkında öğrenilen bir özellik,
insan hücresi üzerinde de incelenilebilir. Hayvan fizyolojisi, insan fizyolojisinin method ve araçlarını insan olmayan türlere taşır. Bitki fizyolojisi bile, bu türlerden bazı fikirleri ödünç alır..
Anatomi, fizyolojinin önemli bir dalıdır ve
sinir,
bağışıklık,
hormon,
dolaşım ve
solunum gibi organ sistemlerini inceler. Bu daldan öğrenilenler,
tıbbın nöroloji ve
immünoloji gibi dallarına büyük yarar sağlar.
Organizmaların çeşitliliği ve evrimi
Evrimsel biyoloji, organizmaların zamanla değişmeleri de dahil, onların kökleriyle ilgilenir ve birçok
taksonomiyle ilintili bilimadamını bünyesinde bulundurur. Mesela, genellikle belirli bir organizma hakkında eğitim almış -
mammaloji,
ornitoloji ya da
herpetoloji gibi - birçok bilimadamını içine alıp, evrim hakkındaki daha genel sorulara cevap arar. Evrimsel biyoloji,
fosil kalıntılarını inceleyerek evrimin hızı ve türünü inceleyen
paleontoloji üzerine kurulmuştur. 1990larda, daha önceden modern sentezden dışlanmış olan
gelişim biyolojisi, evrim biyolojisinin sahasına, evrimsel-gelişimsel biyolojinin çalışmalarıyla tekrar girdi. Evrimsel biyolojiyle alakalı dalların bazıları; filojenetik, sistematik ve taksonomidir.
Taksonomik açıdan ilintili iki büyük geleneksel bölüm,
botanik ve
zoolojidir. Botanik,
bitkilerin bilimidir. Bu bilimdalı, bitkilerin gelişim, üreme, metabolizma, gelişim, hastalık ve evrimlerini inceleyen birçok daldan oluşmaktadır. Zooloji ise
hayvanlarla ilgilidir. Bu bilim dalı,
anatomi ve
embriyolojinin dalları olan
fizyolojiyi de kapsar. Hayvanların ve bitkilerin genel genetik ve gelişimsel mekanizmaları;
moleküler biyoloji,
moleküler genetik ve
gelişim biyolojisi altında yapılır. Hayvanların
ekolojisi ise davranışsal ekoloji ve diğer dallarla incelenilir.
Hayatın sınıflandırılması
Çoğunlukla kullanılan sınıflandırma sisteminin adı, rütbe ve iki isim içeren "
Linnaean taksonomi"dir. Organizmaların isimlendirilmesi ise "International Code of Botanical Nomenclature (ICBN)", "International Code of Zoological Nomenclature (ICZN)", "International Code of Nomenclature of Bacteria (ICNB)" gibi uluslararası anlaşmalarla yapılır. Bu üç alandaki isimlendirmeyi standart haline getirmeye çalışan Draft BioCode 1997'de yayımlansa da resmi olarak kabul görmeyi beklemektedir. "International Code of Virus Classification and Nomenclature (ICVCN)" ise
BioCode'un dışında kalmaktadır.
Organizmaların etkileşimleri
thumb
Ekoloji, yaşayan organizmaların dağılım ve sıklığıyla birlikte organizmaların aralarındaki ve çevreleriyle ilişkilerini de inceler. Bir organizmanın çevresi, hem onun doğal ortamını hem de iklim ve jeoloji gibi abiotik faktörlerin toplamını kapsar. Ekolojik sistemler, birçok düzeyde incelenirler:
birey,
nüfus,
topluluk,
ekosistem ve biyosfer. Tahmin edilebileceği gibi ekolojinin de birçok alt bilimdalı vardır.
Etoloji, hayvan davranışını (özellikle de
primatlar ve
canidae familyaları gibi sosyal hayvanları) incelemekle beraber, bazen
zoolojinin bir alt bilimdalı olarak görülür. Etyologlar, özellikle, davranışın evrimi ve
doğal seleksiyon gözüyle davranışı anlamakla ilgilidirler. Bir anlamda,
Charles Darwin ilk etyologtur ki kitabı
The expression of the emotions in animals and men'le (Hayvan ve insanlarda duyguların gösterilmesi) birçok etyologu etkilemiştir.
Biyocoğrafya, plaka tektoniği, iklim değişimleri, göç ve yer değiştirme gibi konulara özel bir yer vererek organizmaların
Dünya'ya yayılışını inceler.
Kaynakça
Dış bağlantılar
[http://www.biyolojitoplulugu.com/ Bozok Üniversitesi Biyoloji Topluluğu]
[http://www.biyoweb.net/ Biyoweb Türkiye'nin biyoloji üzerine en geniş içerikli sitesi]
[http://www.bilimler.net/biyoloji/icerik.asp?blg=2&konu=Biyoloji%20Tarihi Biyoloji Tarihi]
[http://www.biyolojidunyasi.com/ Temel biyolojik bilgiler]
[http://www.bilim.org/?s=haber&h_kat=16 Bilim.org biyoloj]
[http://www.foross.net ÖSS Biyoloji]
[http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewforum.php?f=4 Bilim Feneri biyoloji forumu]
[http://www.biyobilim.net/ Biyoloji, Bilgi Alma ve Paylaşma Platformu]
[http://www.biyolojidersi.info/ Biyoloji Üzerine Kaynak]
[http://www.teknikportal.com/index.php?board=119.0 Biyoloji Ödevleri]
[http://www.bilimart.com/ Biyoloji, Bilim, Sanat]
[http://www.biyoloji.org/sozluk/ Biyoloji Sözlüğü]
İlgili Olabilecek Başlıklar: