TARİH
Alm. Geschicte (f), Fr. Histoire, İng. History. Sosyal ilimlerden. Târih, Arapça bir kelimedir. “Anılmaya değer hâdiselerin hikâyesi” mânâsına gelir. Batı dillerindeki karşılığı “İstorya” olup, “araştırılmış haber” mânâsındadır. Kelime mânâsı dardır. Geniş mânâda ise, herhangi bir nesnenin geçmişini
TARİH hakkında bilgi
Alm. Geschicte (f), Fr. Histoire, İng. History. Sosyal ilimlerden. Târih,
ArapçaArapça » {{kaynak}}
{{Bilgi Kutusu Dil
|Dilin adı=Arapça
|Kendi dilindeki adı=??????? ''al-‘arabiyyah''
|ülkeler= Ortadoğu ve Kuzey Afrikada hakim dildir
|kişi sayısı= Resmi olarak:246,000.000 ;
|sıra=Dünyada 4.
|dil ailesi=Hami-Sami Dilleri Ailesi
:Sami
::Arapça
|resmi={{flag|Al... | Bilgi
bir kelimedir. “Anılmaya değer hâdiselerin hikâyesi” mânâsına gelir. Batı dillerindeki karşılığı “İstorya” olup, “araştırılmış haber” mânâsındadır. Kelime mânâsı dardır. Geniş mânâda ise, herhangi bir nesnenin geçmişini kucaklayan bir bütün demektir. Sosyal ilimlerden olan târihin çeşitli târifleri yapılmıştır. Bunlardan bâzıları:
Târih, hâdiselerin ilmidir.
Târih, netîceleri sebeplere bağlayan ilimdir.
Târih, insanlığın hakîkî romanıdır.
Târih, insanlığın topyekûn tecrübesidir.
Târih, ibretler hazînesidir.
Târih, milletlerin hâfızasıdır.
Târih, vesikalar vâsıtasıyla, mâziyi tesis teşebbüsüdür.
Târih, geçmişteki insan münâsebetlerinin incelenmesidir.
Târih, mâzideki hâdiselerden, istikbâl için dersler, netîceler çıkarmak ilmidir.
Târih, ne bir model, ne de millî seciyenin mektebidir. Târih, sâdece târihtir. Harsa (kültür) değil, fikre, muhâkemeye ve nihâyet ilmî tetkiklere zemindir. Târih, insan topluluklarının hayatlarını, kültür ve medeniyet sahasında yapmış oldukları ilerlemeleri, zaman ve mekân göstererek ve doğru olarak inceleyen ve nakleden bir ilimdir.
Târih, insanların zaman ve mekân içinde geçirdikleri gelişmeleri ve bu insanların psiko-fizik hareketlerini, bu hareketlerin sebep-netice münâsebetlerine dayanan ortak değerlerini araştırır ve tasvir eder. Burada tasvir etmek ortaya koymak olup, psiko-fizik hareketler de târihin kendisidir. Târihi insanlar meydana getirir. O halde bütün târihî olaylar da insanın psiko-fizik hareketlerinden, yâni rûhî hâdiselerin insandaki fizikî şekillerinden doğar.
İnsanların psikolojik hâlleri tamâmen farklıdır. Bu sebeple meydana getirdikleri hâdiseler de farklı olacaktır. Bütün hâdiseler psikolojik hâllerden meydana gelir ve târihte her olay, ayrı bir ünite olarak mütâlaa edilir. Psiko-fizik hareketlerde fert psikolojisi olduğu gibi, halk psikolojisi de vardır. Bir târihî hâdise tasvir edilirken o günkü psikolojik vasat da dikkate alınmalıdır. Târihî olaylar üç kısımdır:
1. Ferdî olaylar ve faaliyetler: Bunlar bir kere vukua gelen olaylardır. Bunların târihî tetkik konusu olabilmesi için husûsiyetlerinin araştırmaya değer olması gerektir. Târihçi bir olayla ilgilenmek için şu kıstasları arar:
Olay vâki olduğu zaman kendi devrinde etki yapmış mıdır? Olay vâki olduğu yerden başka bir yerde tepki uyandırmış mıdır?
2. Tipik faaliyetler: Bunlar birçok ferdin aynı şekilde tekrarladıkları olaylardır. Bu olaylarda, bunlara iştirak eden fertlerde müşterek esaslar vardır. Âdetler, günlük yaşama îtiyatları, inançları vs. tipik faaliyetlere girer.
TürkTürk » #redirectTürk (anlam ayrım)... | Bilgi
ler için domuz beslememek gibi.
3. Kollektif faaliyetler: Bu faaliyetler, bir toplumun veya birçok kişinin gösterdiği hareketlerdir. Meselâ inanmak, savaşmak ve medenî şekilde yaşamak gibi. Medeniyet, muhtelif devletler arasında inanılan ve kabul edilen müşterek kıymetlerdir. Kollektif bir faaliyettir.
Târihî olaylarda sebepler: Her târihî hâdisenin diğer târihî olaylarla iki çeşit münâsebeti vardır. Bu da, olaylar arasında sebep-netice bağlantısını meydana koymaktır.
a) Umumî sebepler, genel bağlar veya şartlar: Bütün toplumlar için yürürlükte olan sebeplerdir. Bu sebepler üstün olma arzusu, fütuhât, din heyecanı, iktidar câzibesi, iyi yaşama arzusu vs.dir.
b) Özel sebepler: Târihî olayın cereyanı sırasında içinde bulunduğu ve kendilerine değer kazandıran sebeplerdir.
Târih ilmi, incelendiği mevzuya göre, iki kısma ayrılır. Dünyâdaki bütün cemiyetlerin siyâsî hayâtından bahsedip, kültür ve medeniyetlerini inceleyen târihlere Umûmî Târih; yalnız, bir yâhut birkaç devletin siyâsî hayâtını ve kültürünü nakleden târihlere de Husûsî Târih denir. Umûmî Târihin mevzuları ve muhteviyatı çok geniş olup, Millî Târih denilen Husûsî Târih de kısmen içindedir. Târih, incelediği mevzuya göre, Siyâsî Târih ve Medeniyet Târihi olmak üzere de bölümlere ayrılır. Siyasî târih, siyâsî hâdiseleri inceleyip, nakleder. Medeniyet târihi de, kültür ve medeniyetlerden bahseder.
Ayrıca; millî veya umûmî askerî hâdiselerden bahseden Askerî Târih, edebiyatın gelişmesini konu edinen Edebiyat Târihi, daha çok mîmârî ve resim sanatının zaman içindeki seyrini anlatan
SanatSANAT » Alm. Kunst (f), Handwerk (n), Fr. Art (m) (manuel), İng. Art; Craft. Hayâlde ve gerçekte bulunan bir güzelliğin, bir duygunun hünerli bir şekilde anlatımı. Sanat, basit bir ifâdeyle, kâbiliyettir. Bütün kâinatı yoktan var eden Allahü teâlâ gerçek sanat sâhibidir. Yarattıkları bâzı canlı ve can... | Bilgi
Târihi ve filozoflarla felsefe mekteplerini inceleyen
FelsefeFelsefe » foto:rs698531360439999.jpg---yazi:Düşünüyorum---yon:RightYunanca "seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum" anlamına gelen phileo ve "bilgi, bilgelik" anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin.
Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ... | Bilgi
Târihi gibi özel muhtevâlı târih çeşitleri de vardır. Bunlar sâdece kendi konularını işlerler. Kendi sahalarında derinleşmiş olmalarına rağmen insanlık târihi hakkında umûmî bir bilgi ve görüş vermezler.
Târihin faydası: Târih, yaşayan nesillere ışık tutan binlerce hâdiseyle doludur. Târih, yaşayan nesillere örnek olacak binlerce dâhinin ve kahramanın hayâtını, eserlerini ve çalışmalarını dile getirir. Yine târih, binbir fâcia tablosu çizerek yaşayan nesillere ibret levhaları gösterir.
Bu bakımdan târih ilmi pratik, beşerî, millî ve bütün ilimler açısından faydalı bir ilimdir. Târih ilmi pratik bakımdan geçmiş olayları bize öğrettiği, kendimizi tanımamıza yardım ettiği için faydalıdır. Zîrâ insanın gâyesi, bir bakıma kendini bilmek, tanımaktır. Târih, geçmiş olaylardan dersler alıp, geleceği düzenlemek için, faydalı olur. Gelecek için bir takım sezgilerde bulunmak târih bilenler için daha kolaydır. Hattâ bu açıdan meseleyi ele alanlar, târihin geçmiş olaylardan istikbâl için dersler, neticeler çıkarmak ilmi olduğunu söylerler.
Târih, insanları idâre edecek kimselerin mutlaka bilmeleri icâbeden bir ilimdir. Târihteki başarılı devlet adamları ve İslâm devletlerinin hükümdarları dâima târihle meşgul olmuşlardır. Gazneli Mahmûdun yanında ortaçağın büyük âlimi meşhur târihçi El-Bîrûnî bulunuyordu. Tîmûr Hanın yanında dâimâ târihçiler bulunur; kendi sebep olduğu târihî olayları da doğru şekilde târihe geçirtirdi. İslâm târihini çok iyi bilen Fâtih Sultan Mehmed Hanın sarayında biri Lâtince diğeri
YunanYunan » {{anlam ayrımı}}
{{Antik Yunan}}
{{Yunan tarihi}}
*Yunanca
*Yunan alfabesi
*Yunanistan
*Yunanlar
*Yunan mitolojisi
*Yunan işgali
*Yunan dansları
*Yunan futbol kulüpleri
*Yunan iç savaşı
af:Grieks (dubbelsinnig)
arc:?????
ca:Grec (desambiguació)
c... | Bilgi
ca bilen iki kâtip bulunuyor ve
bunlar pâdişâha eski çağlar târihini öğretiyorlardı.
Târih, ilmî, beşerî bakımdan, yâni insanî yönden de faydalıdır. İnsanlığın gerçeklerini, iyi ve kötü hâllerini açıkça belirtir. Gerçekleri ortaya koyarak insanlığa iyilik ve kötülüğün ne olduğunu öğretir; beşerî ahlâkın yükselmesini sağlar. Târih milletlerin ahlâkını aydınlatır, takviye eder ve toplumda ahlâk şuurunu uyandırır. İnsanlığın gelişmesinde târihin büyük önemi vardır. Târih insanlarda mânevî kıymetleri arttırır, ahlâk şuuru uyandırır.
Târih millî bakımdan çok faydalı ve zarûrîdir. Millî târihler o millet mensubunun vatan sevgisini besler, millî hissini kuvvetlendirir. Millî his ve vatan sevgisi târihle gelişir. Toprak çorak da olsa, üzerinde bir ot bile bitmese, vatan toprağı olduğu için kutsaldır.
Târih bütün ilimler bakımından faydalıdır. Gelişmesini öğrenmek isteyen bütün ilimler için târih, araştırıcı metodlarını kullanır. Sosyal ilimler kadar, özel metodları olan tabiî ilimler de gelişmelerini târihin metodlarıyla öğrenebilirler.
İlimlerin târihe olan ihtiyacı ve ehemmiyeti devrimizde de lâyıkıyla anlaşılmış, hatta “ilimler târihi” bağımsız bir ilim şûbesi olmuştur. Bu sahada şimdilik sâdece müsbet ilimlerin târihi tetkik edilebilmektedir. İlerde beşerî ilimlerin de târihleri tetkik edilebilecektir. Şu halde her ilim, belirli bir târih mefhumunda birleşmektedir. Târih olmaksızın bu ilimlerin ne özünü, ne gelişmesini, ne de ulaştığı merhâleyi bilmek mümkün olmaz. Yenilik peşinde koşan ilimler için târih, en büyük yardımcıdır. Zîrâ mâzi bilinmedikçe istikbâl bilinmez. Bütün medeniyet, kültür ve olgunluğun başı insanlığın tanınması, insanın kendisini tanımasıdır denilebilir. Şu halde her toplum ve cemiyet, kendisini ve beşeriyeti tanımak istediği zaman târihe önem vermek mecbûriyetindedir. Târihe önem vermeyen milletler, ilimlere ve kültüre karşı nasipsiz toplumlardır. Târih, önce millî topluluklara, sonra beşeriyete büyük hizmetleri olan değerli ve azametli bir ilimdir.
Târihin gâyesi: Bir ilim dalı olarak târihin gâyesi, geçmiş devirler silsilesi içinde insanlığın mâcerasını hâdiseleri naklederek ortaya koymaktır. Târihçinin aslî vazifesi de budur. Târihçi bu vazifesini yaparken inanılır ve güvenilir olmak için belgelere ve diğer delillere dayanmak zorundadır. Geçmişteki hâdiselerin ortaya çıkarılışında yüzde yüz bir kesinlik sağlamak mümkün değildir. Fakat elde edilen bütün vesikalar incelenerek ve dürüst kalınarak gerçeğe yakın netîcelere varmak mümkündür. Vesikaların azlığına çokluğuna göre hakîkate varmak değişir. Eski devirlere âit vesika, çok azdır. Yakın geçmişe âit vesika ise çok fazladır. Târihçinin eski devirlere âit bulduğu netîceler vesika azlığından; yakın devre âit netîceler de, vesikalar çok fazla olup, hepsini incelemeye yeterli vakit bulamadığından mutlak doğruluktan uzaktır. Dâimâ çeşitli eksiklikler taşıyabilir. Geliştirilen çeşitli târih metodları hakîkati bulmakta yardımcı olarak kullanılır.
Târih görüşleri: Târih; olayları yer, zaman ve kişi zikrederek anlatan bir ilim olarak bilinir. Ancak insanlığın başından geçen birçok olayın sebepsiz ve maksatsız olmayacağı da âşikardır. Târihî olayları hazırlayan sebepler ve insanlığı bu olaylara sürükleyen maksatlar düşünülerek târihteki olayların çeşitli yorumları ve sınıflandırılmaları yapılmıştır. Târihî hâdiseleri yazan veya tetkik eden yazar ve araştırmacılar, maddî ve mânevî çeşitli telakkilerle hareket ettikleri için hâdiselerin birbirinden farklı izahları ortaya çıkmıştır.
Bâzı ülkelerde millî târihlerde de görülen bu durum bilhassa beşerî târihin izahında birçok târih görüşünün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Târihçinin inanç, dünyâ görüşü, idrak gücü ve niyetinden de târih felsefeleri teşekkül etmiştir. Batıdaki târih felsefeleri; Teokratik ve Düalist, Materyalist, Pozitivist, İdealist, Ekspresyonist, Hümanist, Modern târih görüşleri olarak sınıflandırılır.
Teokratik târih görüşü: Burada insanlık târihi kutsal hükümranlık esâsına dayanır. Dinlerden ve îmândan bahseder.
Düalist görüş; ikiciliği, yâni ruh ve madde, iyilik ve kötülüğü esas alır.
Materyalist târih görüşü, maddecidir. Materyalistler, tabiat ve cemiyet hâdiselerinin esasını iktisâdî sebeplere bağlayarak, insanlar arasındaki meseleleri sınıf mücâdelesi şeklinde anlar ve izaha çalışırlar. Kurucusu Karl Markstır.
Pozitivist târih görüşü: Târihi sosyal ve tabiî ilimlerin netîcesi olarak alır. Kurucusu August Comtetur.
İdealist târih görüşü: İnsanların hürriyete kavuşabilmesi için şahsiyetten ziyâde, devletin hesâba katılmasını esas alır. Târihi, milletler mücâdelesi olarak düşünür. Kant tarafından ortaya atılıp, Fichte ve Schiller tarafından sistemleştirildi.
Ekspresyonist târih görüşü: Çağdaş sanattaki ekspresyonizmden ilham alınarak geliştirilen bu tez, târihi, insan hayâtının meydana gelişine bir vâsıta kabul etmektedir. Bunlara göre, hayatta, târihçilerden öğrenilen değil de hisler esastır. Destanlara önem verirler. Frobenius ve Spengler
tarafından kuruldu.
Hümanist târih görüşü: İnsanın dünyâya hâkim olması için yaratıldığını ileri sürüp, târih, ayrı millet ve cemiyet değil de bir insanın fiilleri, fikirleri ve medeniyeti olarak kabullenilir.
AlmanAlman » #REDIRECT Almanlar... | Bilgi
filozoflarından Herder ve Lotze bu fikrin müdâfaacısıdır.
Modern târih görüşü: Târihin insanın kendi ilmi olduğunu müdâfaa edip, insanlık mevzuunu işler. Kurucusu Vicodur.
Batılı târihçiler, târihi, târihten önceki zamanlar ve târih zamanları olarak ele alıp, bölümlere ayırır. Târihten önceki zamanlar; yontma taş, cilâlı taş ve mâden devri olarak üç bölüme, bunlar da kendi içlerinde çeşitli bölümlere ayrılmasına rağmen târihlerde kesinlik yoktur. Târih zamanları ise, ele geçirilen en eski târihî belgelerden yazılı olanlarının devri esas alınarak başlatılır. Batılı târihçilerin bugünkü tespitlerine göre ilk yazılı belgeler Mezopotamya kavimlerine kadar uzanmaktadır. Daha evvel yaşamış kavimlerin de yazıyı kullandıkları muhakkaktır. Ancak henüz bir iz bulunamamıştır.
Batılı târihçiler, yazının kullanılışından Batı Roma İmparatorluğunun yıkılış târihi olan M.S. 476ya kadar olan devri Eskiçağ ve İlkçağ ismiyle anmakta; M.S. 476dan Türkler tarafından
İstanbulİSTANBUL » İlin Kimliği
Yüzölçümü : 5712 km2
Nüfûsu : 7.309.190
İlçeleri : Adalar, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa,... | Bilgi
un fetih târihi 1453e kadar geçen zamana Ortaçağ, 1453ten 1789 Fransız İhtilâline kadar geçen zaman dilimine Yeniçağ, bundan sonraki devreye de Yakınçağ adını vermişlerdir.
Oysa İslâm âlimlerine göre “yazının bulunuşu” ile başlatılan şey “târih” değil “târih ilmi”dir. Târih ise insanoğlunun kendi mâcerasını yer ve zamana bağlıyarak biriktirmesiyle gelişmiştir. Âlimlere göre insanoğlunun tabiata çizdiği her iz bir târih belgesidir. Bu sebeple İslâm târihçileri işe, hazret-i Âdemle başlarlar ve oradan günümüze ulaşmaya çalışırlar.
İlk insan yâni hazret-i Âdem hakkında bilgi, yalnız ilâhî dinler tarafından bildirilmektedir. Kurân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerde bildirilen ve İslâm âlimlerinin kitaplarında yer alan bilgiler doğru ve geniştir. Kurân-ı kerîmde ilk yaratılan insan Âdem aleyhisselâm olduğu gâyet açık bir ifâdeyle kesinlik kazanır. Âdem aleyhisselâm medenî olarak yaşadı. Kendisi ilk insan ve ilk peygamberdir. Hazret-i Âdeme Allahü teâlâ on suhuf kitap göndermiştir. Hazret-i Âdem okur-yazardı. Kendisi, evlâtları ve torunları demircilik, dokumacılık, çiftçilik, fırıncılık gibi sanatları bilirler ve medenî yaşarlardı.
Batılı târihçilerin öne sürdüğü mağara hayatı ve vahşi insanlar, hazret-i Âdem ve çocuklarının değil, târih içinde çeşitli zamanlarda ve dünyânın bâzı bölgelerinde yaşamış vahşî kabilelerin hayâtıdır. Günümüzde de
AfrikaAFRİKA » Dünyanın üçüncü büyük kıtası. Bütün karaların beşte biri büyüklüğündedir. Kuzeyde Akdeniz, batıda Atlas Okyanusu, güneyde ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda Kızıldenizle çevrilidir. Avrupadan Cebelitarık boğazı ile ayrılır. Kıyıları fazla girintili çıkıntılı olmayıp, toplam uzunluğu 30... | Bilgi
,
AsyaASYA » Alm. Asien, Fr. Asie, İng. Asia. Dünyanın en büyük kıtası. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak ... | Bilgi
ve
AmerikaAMERİKA » Dünyanın ikinci büyük kıtası. Kuzey ve güney kutuplar arasında yer alan, doğusunda Atlas Okyanusu, batısında Büyük Okyanus, kuzeyinde Kuzey Buz denizi bulunan kara parçasıdır. Kuzeyden güneye olan uzunluğu 16.000 kilometre olup, yüzölçümü ise 42.000.000 kilometrekaredir.
Tarihi
Amerikayı ilk olara... | Bilgi
da vahşî insanların yaşadığı bir gerçektir. Bunlara ve hayat tarzlarına bakarak 20. yüzyıl insanlığının hayat seviyesini tespit etmek ne kadar yanlışsa, hazret-i Âdem ve çocukları için de aynı durum mevzubahistir.
İslâm dünyâsındaki târihçiler, ilk insan ve geçmiş kavimler hakkındaki temel bilgilerini Kurân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden almışlardır.
MüslümanMÜSLÜMAN » Alm. Muslim (m), Fr. Musulman (m), İng. Muslim. İslâm dînine inanıp kabul eden. Îmân edip de, ibâdet edene “Müslüman” veya “Müslim” denir. Mümin de, müslim ile aynı mânâdadır. Müslüman, Arapça (müslim) kelimesinin Farsçadaki şeklidir.
Allahü teâlânın, insanların dünyâ ve âhirette ... | Bilgi
târihçilerin beşerî târih olarak yazdıkları Peygamberler Târihi şeklindedir. Bu şekillenme, İslâm dininin bildirdiği îmân ve îtikât esaslarından doğmuştur. Kurân-ı kerîmde bildirilen geçmiş kavimlere âit ibret verici kıssaların özü, kendilerine gönderilen peygambere inanıp inanmamaları ve Allahü teâlânın bildirdiği dinlere uyup uymamaları ve bu hâllerinden doğan netîceler şeklindedir.
Eski kavimlerden birçoğunun zamanları içinde yüksek medeniyetler kurdukları, refah ve bolluk içinde yaşadıkları Kurân-ı kerîmde açıkça tasvir edilmektedir. Ancak bunlardan peygamberlere inanmayan ve gösterdikleri yolda gitmeyenler çeşitli azaplarla cezalandırılmışlar, kendileri ve medeniyetleri yok edilmiştir.
Nuh Tufanı, hazret-i Lût kavminin yere batırılışı, hazret-i Şuaybın kavmine gökten ateş yağdırılması bunların meşhurlarındandır. İslâm târihinde son peygamber hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ve dört halîfe devri olayları geniş anlatılır. İslâm târihinde târih zamanları çağlara ayrılmaz. Ancak İslâm dininin bildirilmesinden önceki küfür ve şirk zamanlarına “câhiliyye devri” denir. Hazret-i Peygamberimizin yaşadığı döneme de “Asr-ı Saadet” denir. “Asr-ı Saadet”, târih boyunca, kıyâmete kadar insanlığın üzerinden geçen en şerefli ve en kıymetli zamandır. Bundan sonra gelen “Hulefâ-i râşidin devri” de kıymetli bir zaman dilimidir. İslâm dîninin başlangıcındaki ilk iki asrın kıymetli olduğu da hadîs-i şerîfle bildirilmiştir.
İslâm Târihinde bundan başka asır ayrımı yapılmaz. Dört Halife devrinden sonrakiİslâm Târihinde zamanlar hânedanlara göre isimlendirilir. Emevîler Devri, Abbâsiler Devri vs. gibi. İslâm devletlerinin çoğunun ismi de hânedanlara göre verilmiştir. Emevîler, Abbâsiler, Selçuklular, Osmanlılar, Eyyûbiler, Timurlular vs. gibi.
İslâm dünyâsında yazılmış târih kitaplarında umûmiyetle eski peygamberler ve Peygamberimiz hazret-i Muhammed, Hulefâ-i râşidin, Emevîler ve Abbâsiler devirleri ortaklaşa mevcut olup, bundan sonra yazıldığı devletin ve hânedanın târihi teferruatlı olarak anlatılmıştır. Türk ve İslâm âleminde husûsî
târihçiler olduğu gibi devletlerin de zamânın hâdiselerini kayıtla vazifelendirilmiş memurları vardı. Bunlara şehnâmenüvis, vakanüvis denirdi. Bunlar sultan veya devlet adamlarının keyfî memurları olmayıp, resmî vazifelilerdi. Modern târih usûlünde de şehnâmenüvis veya vakanüvislerin eserleri devrinin birinci elden kaynağı kabul edilir.
İslâm âleminde; Siyer, Megâzî, Tabakât, Fütuhâttan umûmî târihî eserlere doğru kitaplar yazıldı. Meşhur târih kitaplarından bâzıları şunlardır:
İbn-i İshakın Sîret-i Resûlillah, İbni Hişâm Humeyrînin Sîret-i Resûlillahın şerhi olan Sîret-i İbn-i Hişam, İmâm-ı Kastalânînin Mevâhib-i Ledünniyye, İbni Sadın Tabakât-ül-Kübrâ, Yûsuf Nebhânînin El-Envârül-Muhammediyye, Huccetüllahi Alelâlemin fî Mucizât-ı Seyyid-il-Mürselin, Vâkıdînin Megâzi, Süheylinin Ravd-ul-Ünf, Aynînin Ikd-ül-Cümân, Miskin Muinin Meâric-ün-Nübüvve, Abdülhak-ı Dehlevînin Medâric-ün-Nübüvve, Zehebînin Târih-ül-İslâm, İbn-i Hilligânın Vefeyât-ül-Ayan, İbn-i Esirin Kâmil fit-Târih, İbn-i Cerîr Taberînin Taberî Târihi, Ebül-Ferec ibn-iCevzînin El-Muntazam fî Tevârih-il-Ümem, İbn-i Haldunun Kitâbül-İber, Mukaddime, Ebül-Mehâsinin En-Nücûmüz-Zâhire fî Mülûkı
Mısırmısır »
Yüzölçümü :1 000 000 km2
Nüfusu :55 milyon kişi
Başkenti :KAHİRE
Nil ırmağının hayat verdiği Mısır yüzölçüm bakımından Arap dünyasının en büyük ülkelerindendir.
Ülke topraklarının % 96 sı çöl, % 4 ü tarıma uygundur.
Nil Deltası ve k... | Bilgi
vel-Kâhire, Suyûtînin Hüsn-ül-Muhâdârât, İbn-i Tagriberdînin Ed-Delâil fî Marifetil-Evâîl, Süyûtînin Târih-ul-Hulefâ, Nüveyrînin Nihâyet-ül-Arab fî Fünûn-ül-Âdâb, Beydâvînin Nizâmüt-Tevârih, İbn-i Asâkirin Târih-i Dımaşk, Hatib Bağdâdînin Târih-i Bağdâd, Beyhakînin Târih-i Beyhakî, Cüzcânînin Tabakât-ı Nâsırî, Reşideddînin Câmiut-Tevârih, Ebû Kâsım Abdullah bin Abdülhakemin Fütûh-ı Mısrı vel-Magrib, Belezûrînin Fütûh-ul-Büldan ve Ensâb-ül-Eşrâf, Ebül-Fidânın El-Muhtasar fî-Târih-il-Beşer, İbn-i Kesîrin El-Bidâye ven-Nihâye fit-Târih, İbn-i Sâbunînin Telkih-ül-Efhâm fî Mütelef vel-Muhtelef, Taşköprüzâde Ahmed bin Mustafanın Şakâyik-i Numâniye, Birûnînin Âsâr-ül Bâkiye, Hâfız-i Ebrûnun Câmi-üt-Tevârih, NişâncızâdeMuhammed bin Ahmedin Mirât-ı Kâinat, Seyyid Eyûb Urmevînin Menâkib-i Cihâr-Yâr-ı Güzîn, Ahmed Cevded Paşanın Kısâs-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefâ, Zeyni Dahlanın El-Fütûhât-il-İslâmiyye, Halebinin İnsân-ül-Uyûnu.
Osmanlı Devleti zamânında yazılan târih kitaplarından da, Âşık Paşazâdenin Âşık Paşazâde Târihi de denilen Tevârih-i Âl-i Osman, Neşri Mehmedin Cihannümâ, Dursun Beyin Târih-iEbül-Feth, Kemâl Paşazâdenin Tavârîh-i AliOsman, İdris-i
BitlisBİTLİS » Güneydoğu Torosların tek geçit verdiği sarp bir yerde kurulan bir ilimiz. İl, doğudan Van Gölü, güneyden Siirt ve Batman, batıdan Muş, kuzeyden ise Ağrı ile çevrilidir. 41°33 ve 43°11 doğu boylamları ile 37°54 ve 38°58 kuzey enlemleri arasında yer alır. ... | Bilgi
înin Heşt Behişt, Hadîdînin Şehnâme-i Âl-i Osman, Gelibolulu Alinin Künhül-Ahbâr, Hoca Sâdeddîn Efendinin Tâcüt-Tevârih,
EdirneEDİRNE » İlin Kimliği
Yüzölçümü : 6276 km2
Nüfûsu : 404.599
İlçeleri : Merkez, Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü
Marmara Bölgesinin Trakya kısmında yer alan; Türkiyenin Avrupa yakasında ikinci büyük ve serhat şehri. Sınır k... | Bilgi
li Mehmed Efendinin Nuhbetüt-Tevârih vel-Ahbâr, Selânikî Mustafa Efendinin Târih-i Selânikî, Lütfi Paşanın Lütfi Paşa Târihi olarak bilinen Tevârîh-i Ali Osman ve Asafnâme, Celâlzâde KocaNişancı Mustafa Çelebinin Tabakâtül-Memâlik, Kâtip Çelebinin Fezleke ve Takvimüt-Tevârih, Muslihiddin Mehmed Larinin Miratül-Edvar ve Mirkatül-Ahbar, Karamânî Ahmed bin Yûsuf un Ahbarüd-Düvel Âsârül-Üvel, Hazerfen Hüseyin Efendinin Tenkihüt-Tevârih, Müneccimbaşı Ahmed Dede Efendinin Câmiüd-Düvel, Nâimâ olarak tanınan Mustafa Nâimin Nâimâ Târihi, Şirvânî Ebû Bekir Efendinin Vessaf Târihi, Osmanzâde Tâib Ahmed Efendinin Hadîkat-ül-Mülûk, Ahmed Lutfinin Târih-i Lütfi, Ahmed Cevdet Paşanın Tezâkir, Mârûzât, Târih-i Vekâyi-i Devlet-i Âliyye, Mahmûd Celâleddînin Mirat-ı Hakîkat, Abdurrahman Şerefüddîn Beyin Târih-i Devlet-i Osmaniyye, Franz Babingerin Die Geschihtshreiber Osmanen und ihre Varke, Hammer-Purgstallin Osmanlı İmparatorluğu Târihi isimli eserler meşhurdur.
2. Alternatif : Tarih
Tarih; İnsan toplumlarının, zaman ve yer gösterilerek ve doğru olarak kültür ve medeniyetlerini inceleyen, hayatlarını, çeşitli ilişkilerini anlatan bir bilim.
İnsan topluluklarının yaşayışları (klan, site, devlet, imparatorluk), savaşları (yapılan çeşitli savaşlar, barışlar, antlaşmalar) meydana getirdikleri medeniyetler (hükümet ve idare, askerlik, hukuk, din, güzel sanatlar, tarım, ticaret v.b.) tarihi olaylar arasında yer alır ve tarih biliminin konusunu meydana getirir.
Zaman ve yer gösterilerek incelenen tarih olaylarında, zaman ölçüsü olarak yıl, ay ve gün kullanılır. Olayların birbirine karışmaması, bir olayın başka bir olaya etkisinin anlaşılabilmesi için bu olayların zaman sırasına göre düzenlenmesi esastır. Zamanla ilgili bu şartlar içinde, yere verilen önem de büyüktür.
Tarihin meydana gelmesi, insanların dünya üzerinde yaşamaya başladıklarından çok sonradır. Bu da ancak, yazının bulunması ile başlamıştır. Yazının bulunması, zamanımızdan ancak 5 - 6.000 yıl önce olduğuna göre, tarihin başlaması, insanın aşağı yukarı ömrü olarak kabul edilen 50.000 yıla göre pek yeni sayılır.
Tarih, yazının bulunmasına göre iki ana bölüme ayrılırlar :
1 -
TarihTARİH » Alm. Geschicte (f), Fr. Histoire, İng. History. Sosyal ilimlerden. Târih, Arapça bir kelimedir. “Anılmaya değer hâdiselerin hikâyesi” mânâsına gelir. Batı dillerindeki karşılığı “İstorya” olup, “araştırılmış haber” mânâsındadır. Kelime mânâsı dardır. Geniş mânâda ise, herhangi bir nesnenin geç... | Bilgi
Öncesi Devri (Yazının bulunmasından önceki devir),
2 -
Tarih Devri (Yazının bulunmasından günümüze kadar).
Tarih Öncesi Devri, o zamandan kalan ev eşyalarının ve araçlarının yapılışına ve kullanılan malzemeye göre bölümlere ayrılmıştır. Kalan eşya ve malzemenin eskilerine toprağın alt tabakalarında rastlanmıştır. Bunlar, kaba şekilde taştan yapılmış birtakım silah ve araçlardır. Toprağın üst tabakalarına çıkıldıkça eşya ve araçların daha özenilerek yapıldığı, taştan yapılanların üzerlerinin cilalandığı görülmüştür. Daha yeni toprak katlarında ise madenlerden yapılan araçlar bulunmuştur. Bu araçlardan eskileri bakırdan, sonrakiler tunçtan ve en yenileri demirden yapılmıştır. Maden devri ite birlikte yazı da bulunmuş olduğundan, tarih devri bu zamanda başlamıştır.
Tarih Öncesi Devri üçe ayrılır:
1 - Yontma taş devri,
2 - Cilalı Taş Devri.
3 - Maden Devri (Bakır, Tunç, Demir)
İnsan topluluklarının yaşayışlarında görülen önemli değişikliklere göre, tarih devri de birtakım bölümlere ayrılmıştır. Bu ayırma daha ziyade öğretimde bir kolaylık sağlamak içindir. Çünkü tarih olayları bir yerde bitip diğer bir yerde başlamaz; durmadan birbirlerini takip eder ve biri diğerinin sebebi veya neticesi olur. Diğer taraftan yeni bir çığır açılmasına sebep olan önemli bir olayın, diğer kıtalarda yaşayan insanlara tesiri olmayabilir. Mesela Ortaçağın başı sayılan Batı Roma imparatorluğumun ortadan kalkması olayı. Hint ve
Çinçin »
-Yüzölçümü: 9.560.980 km2
-Nüfusu: 1.200.000.000 kişidir. (1.2 milyar)
-Başkent: PEKIN
Çin Halk Cumhuriyetinin toprakları Doğu Asyada uçsuz bucaksız bir alana yayılır.
1 milyarı aşkın nüfusu dünya nüfusunun % 25ini aşmaktadır.
Güneybatısında ve doğusunda yüksek dağlarla kapl... | Bilgi
de yaşayan insanlar üzerinde hiç de önemli bir değişiklik yapmamıştır. Bununla beraber, son zamanlarda medeniyet çok ilerlemiş olduğundan, herhangi bir ülkede meydana gelen önemli bir olay bütün insanları tesiri altında bırakmaktadır. Fransız ihtilali, dünya üzerinde geniş ölçüde hürriyet ve demokrasi fikrinin gelişmesine ve yayılmasına sebep olmuştur, ikinci Dünya Savaşının siyasi ve ekonomik bakımdan her memlekette etkisi görülmüştür.
Tarih Devri dörde ayırır :
1 - ilkçağ : Yazının bulunmasından (M. Ö. 4000-3000) Batı Roma İmparatorluğu nun yıkılışı tarihi olan M.Ö. 476 senesine kadar devam eder.
2 - Ortaçağ : İlkçağın sonundan
İstanbulİSTANBUL » İlin Kimliği
Yüzölçümü : 5712 km2
Nüfûsu : 7.309.190
İlçeleri : Adalar, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa,... | Bilgi
un
TürkTürk » #redirectTürk (anlam ayrım)... | Bilgi
ler tarafından fethi tarihi olan M.S. 1453 yılına kadar sürer.
3 - Yeniçağ : Ortaçağın bitiminden
Fransafransa »
-Yüzölçümü: 551.500 km2
-Nüfusu: 56 milyon kişi
-Başkenti: PARIS
İber Yarımadası üzerinde yer alan, kuzeybatıda Atlas Okyanusuna, Güneydoğuda Akdenize komşu olan farklı oluşumlu dağlara ve düzlüklere sahiptir.
Tarım ve hayvancılık modern şekilde yapılır.
Gıda üretiminde A... | Bilgi
İhtilalinin başlangıcı olan M.S. 1789 yılına kadar devam eder.
4 - Yakınçağ : Fransa ihtilalinden bugüne kadar gelir.
3. Alternatif : TARİH
Insan toplumlarinin, zaman ve yer gösterilerek ve dogru olarak kültür ve medeniyetlerini inceleyen, hayatlarini, çesitli iliskilerini anlatan bir bilim.
Insan topluluklarinin yasayislari (klan, site, devlet, imparatorluk), savaslari (yapilan çesitli savaslar, barislar, antlasmalar) meydana getirdikleri medeniyetler (hükümet ve idare, askerlik, hukuk, din, güzel sanatlar, tarim, ticaret v.b.) tarihî olaylar arasinda yer alir ve tarih biliminin konusunu meydana getirir.
Zaman ve yer gösterilerek incelenen tarih olaylarinda, zaman ölçüsü olarak yil, ay ve gün kullanilir. Olaylarin birbirine karismamasi, bir olayin baska bir olaya etkisinin anlasilabilmesi için bu olaylarin zaman sirasina göre düzenlenmesi esastir. Zamanla ilgili bu sartlar içinde, yere verilen önem de büyüktür.
Tarihin meydana gelmesi, insanlarin dünya üzerinde yasamaya basladiklarindan çok sonradir. Bu da ancak, yazinin bulunmasi ile baslamistir. Yazinin bulunmasi, zamanimizdan ancak 5 - 6.000 yil önce olduguna göre, tarihin baslamasi, insanin asagi yukari ömrü olarak kabul edilen 50.000 yila göre pek yeni sayilir.
Tarih, yazinin bulunmasina göre iki ana bölüme ayrilirlar :
1 -
TarihTARİH » Alm. Geschicte (f), Fr. Histoire, İng. History. Sosyal ilimlerden. Târih, Arapça bir kelimedir. “Anılmaya değer hâdiselerin hikâyesi” mânâsına gelir. Batı dillerindeki karşılığı “İstorya” olup, “araştırılmış haber” mânâsındadır. Kelime mânâsı dardır. Geniş mânâda ise, herhangi bir nesnenin geç... | Bilgi
Öncesi Devri (Yazinin bulunmasindan önceki devir),
2 -
Tarih Devri (Yazinin bulunmasindan günümüze kadar).
Tarih Öncesi Devri, o zamandan kalan ev esyalarinin ve araçlarinin yapilisina ve kullanilan malzemeye göre bölümlere ayrilmistir. Kalan esya ve malzemenin eskilerine topragin alt tabakalarinda rastlanmistir. Bunlar, kaba sekilde tastan yapilmis birtakim silâh ve araçlardir. Topragin üst tabakalarina çikildikça esya ve araçlarin daha özenilerek yapildigi, tastan yapilanlarin üzerlerinin cilâlandigi görülmüstür. Daha yeni toprak katlarinda ise madenlerden yapilan araçlar bulunmustur. Bu araçlardan eskileri bakirdan, sonrakiler tunçtan ve en yenileri demirden yapilmistir. Maden devri ite birlikte yazi da bulunmus oldugundan, tarih devri bu zamanda baslamistir.
Tarih Öncesi Devri üçe ayrilir:
1 - Yontma tas devri,
2 - Cilâli Tas Devri.
3 - Maden Devri (Bakir, Tunç, Demir)
Insan topluluklarinin yasayislarinda görülen önemli degisikliklere göre, tarih devri de birtakim bölümlere ayrilmistir. Bu ayirma daha ziyade ögretimde bir kolaylik saglamak içindir. Çünkü tarih olaylari bir yerde bitip diger bir yerde baslamaz; durmadan birbirlerini takip eder ve biri digerinin sebebi veya neticesi olur. Diger taraftan yeni bir çigir açilmasina sebep olan önemli bir olayin, diger kitalarda yasayan insanlara tesiri olmayabilir. Meselâ Ortaçagin basi sayilan Bati Roma imparatorlugumun ortadan kalkmasi olayi. Hint ve
Çinçin »
-Yüzölçümü: 9.560.980 km2
-Nüfusu: 1.200.000.000 kişidir. (1.2 milyar)
-Başkent: PEKIN
Çin Halk Cumhuriyetinin toprakları Doğu Asyada uçsuz bucaksız bir alana yayılır.
1 milyarı aşkın nüfusu dünya nüfusunun % 25ini aşmaktadır.
Güneybatısında ve doğusunda yüksek dağlarla kapl... | Bilgi
de yasayan insanlar üzerinde hiç de önemli bir degisiklik yapmamistir. Bununla beraber, son zamanlarda medeniyet çok ilerlemis oldugundan, herhangi bir ülkede meydana gelen önemli bir olay bütün insanlari tesiri altinda birakmaktadir. Fransiz ihtilâli, dünya üzerinde genis ölçüde hürriyet ve demokrasi fikrinin gelismesine ve yayilmasina sebep olmustur, ikinci Dünya Savasinin siyasî ve ekonomik bakimdan her memlekette etkisi görülmüstür.
Tarih Devri dörde ayirir :
1 - ilkçag : Yazinin bulunmasindan (M. Ö. 4000-3000) Bati Roma Imparatorlugu’nun yikilisi tarihi olan M.Ö. 476 senesine kadar devam eder.
2 - Ortaçag : Ilkçagin sonundan Istanbul’un
TürkTürk » #redirectTürk (anlam ayrım)... | Bilgi
ler tarafindan fethi tarihi olan M.S. 1453 yilina kadar sürer.
3 - Yeniçag : Ortaçagin bitiminden
Fransafransa »
-Yüzölçümü: 551.500 km2
-Nüfusu: 56 milyon kişi
-Başkenti: PARIS
İber Yarımadası üzerinde yer alan, kuzeybatıda Atlas Okyanusuna, Güneydoğuda Akdenize komşu olan farklı oluşumlu dağlara ve düzlüklere sahiptir.
Tarım ve hayvancılık modern şekilde yapılır.
Gıda üretiminde A... | Bilgi
Ihtilâlinin baslangici olan M.S. 1789 yilina kadar devam eder.
4 - Yakinçag : Fransa ihtilâlinden bugüne kadar gelir.
4. Alternatif : Tarih
Araştırma alanı olarak,
tarih insan kayıtlarına, yazılı ya da sözlü kaynaklara dayanır. Tarihi bilgi, geçmişteki olaylara ilişkin bilinenlerin, tarihe ilişkin güncel düşünce çerçevesiyle yorumlanmasıyla oluşur.
Tarih kelimesinin Batı dillerindeki tüm karşılıkları Grekçe istoria, istorien sözcüğünden gelmektedir. (Latince: his-toria, İtalyanca: storia, Fransızca: histo-rie, İngilizce: history, Almanca: Histo-rie).
İyonya lehçesinde
bildirme,
haber alma yoluyla bilgi edinme anlamlarında kullanılan kelime, Attika lehçesinde görerek,
tanık olarak bilme anlamlarının yanı sıra çok daha geniş bir anlam içeriğiyle fizik, coğrafya, astronomi, bitki ve hayvan bilgisi ve hatta giderek doğa bilgisini kapsayacak şekilde kullanılmıştır.
Tarihi kaynaklar ve yöntem
Tarihçiler araştırmalarında çok çeşitli kaynaklar kullanırlar. Bu kaynakların önem sırasına göre belirli bir hiyerarşi içinde sınıflanması ve yorumlanması tarihçinin temel çalışma yöntemidir.
Kaynakların sınıflanması
Yazılı kaynaklar
Tarihçilerin temel kaynaklarını teşkil eder.
Arşiv belgeleri: kamuya ya da özel kişilere ait arşivlerde bulunan belgelerdir. Arşivler resmi kayıtlar, yazışmalar gibi çok çeşitli belgeleri içerir. Yayınlanmış resmi belgeler: Döneme ait kanunlar, kararnameler, kararlar İncelenen döneme ait hatıralar, eserler, edebiyat çalışmaları Dönemin basın-yayın organları (gazeteler, dergiler)Sözlü kaynaklar
Tarihçi eğer kendi yaşadığı döneme ilişkin çalışma yaptığı takdirde önem kazanan kaynak türüdür. İncelenen dönem ve konuyla bağlantılı kişilerle yapılan görüşmeler yoluyla sözlü kaynaklar oluşturulur. Sözlü kaynaklar,
sözlü tarih adı verilen alt disipline temel oluşturururlar.
Diğer kaynaklar
Yazılı ve sözlü kaynakların yeterli olmadığı durumlarda (ya da bu kaynakları tamamlamak amacıyla) fotoğraflar ve günlük eşyalar (örneğin Eski Yunan toplumu için vazo motifleri) birinci elden kaynak olarak tarih çalışmalarına temel oluşturabilir.
Kaynakların kullanımı
Tarih bilimi nesnel verilere, olgulara dayanan bir bilimdir, ancak nesnelliği bütünüyle yansıtması mümkün değildir. Tarihî çalışmaların birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine dayalı olması bu çalışmaların inceledikleri konu üerine mutlak bilgi verdiği, son sözü söylediği anlamına gelmez. Bu durumun nedenleri kaynaklara bağlı (nesnel) ve tarihçiye bağlı nedenler olarak ikiye ayrılabilir:
Arşiv belgeleri her zaman güvenilir bir kaynak teşkil etmez; örneğin resmi kayıtların henüz kaleme alındıkları sırada gerçekten uzak bilgiler yansıtmaları olasıdır. Tarihçi bu olasılıkları da göz önünde bulundurarak kaynaklara karşı eleştirel bir yöntem izler. Kullanılacak olan belgelerin seçimi, sunuş şekli, tarih çalışmasının amacı, tarihçinin kişisel siyasi-ideolojik tercihleri, tarihçinin eser verdiği dönemin siyasi-ideolojik koşulları gibi çeşitli nedenler, tarih yorumlarına etki eder. Dolayısıyla aynı arşiv belgelerinden yola çıkılarak farklı tarih yorumlarına ulaşılması olasıdırTarih biliminin geçmişi
Tarih biliminin ilk yazılı kaynakları Sümerler daha sonra Mısır, Hitit, Çin ve Hint uygarlıklarındaki dini mitoloji içerikli de olsa bir takım bilgilere sahip olan belgelerdir. Tarih yönteminin gelişmesine, eski Yunan uygarlığı'nda yaşayan Heredot ve Thukydides büyük katkılar yapmışlar. Bu anlayış Roma İmparatorluğuBüyük Roma İmparatorluğu döneminde Polybos tarafından devam ettirilmiştir. Ayrıca Çin’de Pan ailesi (M.S. I. yy) ile Du’yun (732-812)'da tarih bilimine önemli katkılarda bulunmuşlarıdr.
İslam'da tarih biliminde en büyük atılım Kur'an ile olmuştur.Kur'an'ı Kerim'deki kavimler, peygamberler v.s. hakkında bilgiler bulundurması ayrıca hadislerin toplanması işi tarih yazıcılığını geliştirmiştir.
Avrupa'da Reform ve Rönesans ile birlikte filozofların bilimin yöntem, amaç ve kavramlar konusundaki fikirleri Tarih bilimini de etkilemiştir.Voltaire doğa bilimlerinde olduğu gibi tarih biliminde de yasaların olabileceğini söyler.Herder ise doğa ile
tarihinıpiu8yh086yların dışında Hege,Kanıt gibi büyük düşünürler tarih bilimi hakkında değişik felsefeler üretmişlerdir..kral neçirvan roma imparatorluğunu yıkmıştır
Tarih yazma çeşitleri
Tarih yazma çeşitleri birbirinden dil özellikleri ve anlam bakımından bir birinden farklılık gösterir ve üç çeşit tarih yazısı vardır.Bunlar:
Hikayeci yazım
İlkçağ'da ortaya çıkmıştır. Bu tarihçilik anlayışına göre olaylar hikaye yoluyla anlatılır ve daha çok efsanelere yer verilir. Yer ve zaman genel olarak belirtilir; lakin olaylarda olağanüstü varlıkların olmasından ötürü tutarlı olması zorlaşır ve neden-sonuç ilişkisi tam olarak kurulamaz.
Ögretici yazım
Okuyucuya tarihi olaylardan ders çıkarmak, milli ve ahlaki değerleri benimsetmek için yazılan anlatım tarzıdır. Bu tarzın önderliğini Thukydides yapmış ve tarihi, siyasi öğretimin bir parçası haline getirmiş, bu sayede tarih bilimin sosyal bilimler içinde nerede olduğunu belirlemiştir.
Bu biçimde örnek teşkil etme prensibiyle hareket ettiği için başarısızlıklar birkaç cümle ile yazılırken başarılar ve kahramanlıklar büyük yer kaplamakta ayrıca bu başarılarda belirgin şekilde ortaya çıkan kişiler kahraman olarak görülür bazen doğa üstü varlıklar olarak aks edilir.
Araştırmacı yazım
Olayların sebeplerini ve sonuçları derinlemesine inceleyerek, yer ve zaman bakımından dönemin toplumsal, ekonomik yapılarını, iklim ve diğer bütün şartları detaylı şekilde düşünerek, olayları sadece tek bir sebebe bağlamadan sade şekilde anlatılması tarzıdır.
Tarihin Yararlandığı Bilimler
Arkeoloji:Özellikle yazının olmadığı dönemlerdeki koşullar hakkında bilgi sağlamasıyla tarihçilerin yararlandığı bilimdir. Antropoloji:Toplumların ırk yapılarını inceler. İktisat:Ekonomik olayların kanunlarını ortaya koyan iktisat bilimi geçmişteki olayların iktisadi sebeplerinin anlaşılması konusunda tarihçilere ışık tutar. Filololoji:Dil bilimidir.Eski kaynakların çevrilmesi ve incelenmesi konularında tarih bilimine yardımcı olur. Nümizmatik:Eski paraları inceler. Heraldik:Armaları inceler. Felsefe:Tarihteki olaylarda dönemin felsefesini bilmek ve düşünce yapısını öğrenmek tarihçinin olayları daha derin anlayabilmesini sağlar. Epigrafi:Taş ve mermer kitabelerin üstündeki yazıları inceler. Kronoloji:Tarihi olayların zaman içerisindeki yerini belirleyen, sıralayan ve düzenleyen bilimdir. Sosyoloji:Toplumu incelemesiyle tarihi olaylardaki toplumların özelliklerinin bilinmesi konusunda tarih bilimine yardımcı olur. Etnografya:Toplumun örf, adet ve geleneklerini inceler. Paleografya: Eski yazıları inceleyen bilim dalıdır.Yazılı kaynakların anlamlaştırılması bağlamında tarihçilerin faydalandığı bir bilimdir. Coğrafya: Tarihçi olayları daha iyi anlamak için geçtiği yeri bilmek zorundadır.O yerin dağlarını, nehirlerini, toprak özelliklerini v.b. gibi bilgileri ona coğrafya bilimi verir. Diplomasi: Resmi belgeleri inceleyip, sınıflandırarak tarihçiye yardımcı olur. Toponomi : Yer adları bilimi Sigolografi : Armaları inceleyen bir bilimdir. Secere-Soy Kütüğü : İnsanların soylarını inceleyen bilimdir. Onomastik : İsim bilimidir.Bakınız
Sözlü tarih Dış kaynaklar
Trtarih Türk Tarih Kurumu
Henüz üye değilseniz, Bibilgi.com'un sağladığı üyelik avantajlarından faydalanmak için lütfen
üye olun.
Kullanıcı Yorumları
Bu başlığa henüz yorum yapılmamış!