TCG Atılay
thumb
Atılay denizaltısı, 14 Temmuz 1942 tarihinde batan Türk hücum denizaltısı. 80 metre boyunda ve 52 mürettebat kapasiteli idi. Taşkızak Tersanesi'nde inşa edilerek 1939 yılında hizmete girdi.Kamera Arkası Gövdesindeki 1,5 metre çapındaki delik nedeniyle, denizaltının, 1. Dünya Savaşı'ndan kala...
thumb
Atılay denizaltısı,
14 Temmuz 1942 tarihinde batan Türk
hücum denizaltısı. 80 metre boyunda ve 52 mürettebat kapasiteli idi.
Taşkızak Tersanesi'nde inşa edilerek
1939 yılında hizmete girdi.
[Kamera Arkası ] Gövdesindeki 1,5 metre çapındaki delik nedeniyle, denizaltının,
1. Dünya Savaşı'ndan kalan bir mayına çarparak battığı görüşü hakimdir.
[Hürriyet, 20.7.2001 ]
14 Temmuz 1942 günü,
Donanma Komutanlığı'ndan istenen gemi, yeni cihazların kontrolü maksadıyla saat 14:30'da
Çanakkale Mortu Koyu'nda,
Binbaşı Sadi Gürcan komutasında dalmış ve bir daha su yüzüne çıkamamıştır. Geminin dönmeyişi üzerine deniz komutanı ile ihbar istasyonu komutanı tarafından 3 ve 5 no'lu motorlarla arama yapılmıştır.
Dalıştayken batan ve can kaybına neden olan ilk
Türk denizaltısıdır.
Denizcilik tarihine
Atılay faciası olarak geçen bu olayda 38 denizci hayatını kaybetmiştir. Ölenler arasında, meşhur ses sanatçısı
Hamiyet Yüceses'in
[Bu kazadan sonra, büyük ses sanatkârı Hamiyet YÜCESES “ Gitti de gelmeyiverdi ” şarkısını okumuş ve meşhur olmuştur.] ilk eşi,
astsubay Fethi Yüceses de bulunmaktadır. Kumanya almak üzere
Nara Burnu'ndan sahile çıkan
Ahmet Bağdat adlı bir er, bu faciadan hayatta kalan tek kişi olmuştur.
Denizaltıya "Atılay" adının verilişi
Atılay'la birlikte, benzer üç denizaltının isim babalığını
Atatürk yapmıştı.
Atatürk, zamanın başbakanı
Celal Bayar'a
17 Ocak 1938 tarihli açıklama notunda şöyle diyordu:
"
Yeni dört denizaltı gemimiz için bildirdiğimiz isimler şunlardır: Saldıray, Batıray, Atılay, Yıldıray. Bunların manalarını izaha bile hacet olmadığı kanaatındayım. Manaları; Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir."
Kazanın gerçekleşmesi ve nedenleri
target="_blank">Bağdat, Milliyet Gazetesi.jpg|thumb|160px|Kazadan şans eseri kurtulan, Ahmet Bağdat isimli er ile ilgili,
9 Haziran 1995 tarihli bir gazete haberi
Bir emniyet botu, Atılay'ı yüzeyden takip ediyordu. Bu takip, bir süre sonra, kötü hava şartları nedeniyle yarım kaldı. Saatler geçti Atılay'dan hiçbir ses çıkmadı. Aynı gece, saat 20:30'a doğru, denizaltının
battı şamandırası bulundu.
Şamandıradaki telefon işliyor, ancak gemi personelinden ses çıkmıyordu. İhbar istasyonu komutanı
Fatih Karayel, telefonla irtibat kuramamıştı.
Atılay'ın batma sebebi, olayın gerçekleştiği günlerde tahminlerden ibaretti.
Mayına çarptığı iddialarının yaygın olmasına rağmen günümüzde de tam bir açıklama getirilememiş olup, olay tartışmalıdır.
Denizaltı Filosu Komutanlığı'nın raporu
Bu soruya cevap olarak, Atılay
denizaltısının batışını müteakip; Denizaltı Filosu Komutanlığı’nın,
Donanma Komutanlığı’na verdiği raporda şöyle denmektedir:
Atılay akıntılı bir mahalde uzun süren bir dönüş müddetince akıntı tesiriyle, herhangi bir suretle kirletme şeklinde antenli mayın atılmış bir sahaya girmiştir.
Atılay bu sahada bir antenli mayının patlaması neticesi büyük bir yara veya yaralar alarak; veya personelin ani ölüm neticesi, sevk ve idareden mahrum kalarak batmıştır.
Atılay’ın bulunduğu derinliğin 80 metre civarında oluşu, gerek personelin ve gerekse mürettebatın kurtarılmasına imkan vermemiştir. İzinli olduğu için olaydan kurtulan erin ifadesi
Denizaltı batmadan önce karaya çıkmış olmakla faciadan kurtulmuş olan Ahmet Bağdat (2000 yılında vefat etmiştir) 9 Haziran 1995 tarihli Milliyet gazetesinde yaptığı açıklamayla[Milliyet Gazetesi 9.6.1995 ] patlama olmadığı kanaatini savunmuştur. Görüşünü; "Denizaltı mayına çarmış olsaydı, denizin üzerinde yağ ve mazot olurdu." diyerek açıklamıştır. Ancak, kendi ifadesiyle de ortamın son derece akıntılı olduğu doğrulandığına göre "Akıntı, yağ ve mazotu hızla dağıtıp yok edebilir miydi?" sorusu akla gelmektedir.
Yıllarca nerede olduğu ve neden battığı anlaşılamayan bu denizaltının gizemini, 52 yıl sonra, Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nın desteğiyle, bu vakfın yönetim kurulu üyesi, ünlü araştırmacı Selçuk Kolay[Selçuk Kolay, Alman Lisesi ve Berlin Teknik Üniversitesi mezunu, endüstri mühendisi. 1977'den bu yana Rahmi M. Koç Müzesi Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışıyor. 1964'ten beri dalıyor. 1975'ten beri buhar çağı gemileri üzerine araştırma yapıyor.] ve ekibi; 2,5 aylık bir çalışma sonunda çözmüş, konumunu ve derinliğini tam olarak tespit etmiştir[Hürriyet, 1.1.1999 ]. Sahilden 5-6 kilometre açıkta ve 68 metre derinlikte bulunan[Yeni Şafak - 6 Ağustos 2007 ] denizaltı üzerinde yapılan araştırmada 1.5 m.'lik bir delik görülmüş, böylece Atılay'ın, I. Dünya Savaşı'ndan kalma bir mayına çarparak battığı kanaati hakim olmuştur. Olayda hayatını kaybeden personel
Subaylar
SADİ GÜRCAN SEBATİ TAŞÖZ AHMET TÖRÜN
GÜV.BNB. GÜV. YZB. MAK.YZB.
KOMUTAN II.KOMUTAN BAŞ ÇARKÇI
RAUF BAYKAL ADNAN ERÜL AHMET ATAKAN
GÜV.ÜSTĞM. MAK.YÜZB. GD.SUBAY
VARDİYA SB. II.ÇARKÇI VARDİYA SB. Astsubaylar
HAKKI TEZCANLI ZİYA LODOS NECMİ SUNAL
GV.BAŞGEDİKLİ MAK.BAŞGEDİKLİ MAK.BAŞGEDİKLİ
MASUM ŞEN TAHSİN DÖNMEZ FETHİ YÜCESES
TELSİZ BAŞGEDİKLİ MAK.BAŞGEDİKLİ ELK.BAŞÇAVUŞ
HÜSEYİN COŞKUN CEMAL DİNÇER KEMAL DAĞAŞAN
TOR.MAK.BAŞÇAVUŞ MAK.ÜSTÇAVUŞ MAK.GD.ONBAŞI
AGAH PERİNA İSMET İSKİL ALİ RIZA BAYKUŞ
ELK.GD.ONBAŞI TELSİZ GD.ONBAŞI MAK.GD.ONBAŞI
SELAHATTİN NARTMAN İSMAİL TOGAY NURETTİN GÜNENÇ
MAK.ÜSTÇAVUŞ ELK.GD.ÇAVUŞ GÜV.GD.ÇAVUŞ
SABAHATTİN VAROL HASAN ŞENTUNA
ELEKTR.GD.ÇAVUŞ GÜV.GD.ÇAVUŞ Erler
HASAN GÜNEŞ İBRAHİM ERBAŞ MUSTAFA ÖZBEK
GÜV. ER GÜV. ER MAK.ONBAŞI
TEMEL KÜÇÜKOĞLU TEMEL YENİGÜN MEHMET ASLANTÜRK
MAK.ER GÜV.ONBAŞI MAK.ER
ENVER KARAER İSMAİL YILDIZ HALİL EKİNCİ
GÜV.ER GÜV.ER MAK.ER
İLYAS ÜNAL DİLŞAT ÇAKAL CEMAL BAHAR
GÜV.ER GÜV.ONBAŞI MAK.ONBAŞI
MEHMET ÇİLHOROZ EYÜP KAÇMAZ HÜSEYİN GENÇER
MAK.ONBAŞI GÜV.ER MAK.ER
HALİL KÜÇÜK
GÜV.ER Su altı müzesi teklifi
Mimar Kaya Şener'in tasarladığı bir proje, İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz (İMEAK) Bölgeleri Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi'nin 29. Olağan Meclis Toplantısında üyelere "Donanmamızın Batık Denizaltı Gemilerinin Çıkarılması" konulu yapılan sunumda açıklandı. Bu projeye göre, 68 metre derinlikte bulunan Atılay Denizaltısı'nın kıyıya çekilerek, 30 metre derinlikte bir su altı müzesi haline getirilmesi hedefleniyor[Turizm Haberleri ].
Kabul görmesi halinde; bu projeye göre, deniz altına inecek derin su dalgıçları Atılay Denizaltısını kemerlerle bağlayarak 20 metre genişliğinde, 25 metre yüksekliğinde bir platforma yerleştirecekler. Bu şekilde denizaltı, suyun 30 metre derinliğine kadar çekilerek İzmir sahiline taşınacak. Böylelikle, kıyıda, 30 metre derinlikte bir su altı müzesi oluşturularak turizm cazibe merkezi yaratılabilecek. Aynı zamanda, havasız ortamda bulunmaları nedeniyle bozulmamış olduğu varsayılan şehitlerin cenazelerinin de defnedilmeleri söz konusu olabilecek.
Dünyada bugüne kadar batmış bir denizaltı müze haline getirilmemiş.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na gönderilen bu proje için, platformu taşıyacak vinç ve derin su dalgıçları konusunda destek alınacağı umulmakta. Platformun, 2 milyon YTL'ye mal olacağı hesaplanmış olup kaynak aranmakta.
Toplantıya katılan emekli Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Lütfü Sancar, Dumlupınar ve Atılay denizaltılarının sığ suya çekilip turist ve kendi vatandaşlarımızın dalış ilgi noktası haline gelmesinden memnuniyet duyacağını belirtmiştir. Kaynakça
DHO/Pusula
Milliyet Gazetesi 26.7.2007
Dezaltıcılar Birliği
Rahmi Koç Kültür Vakfı Dipnotlar
Kategori:Türk denizaltılar
Kategori:Türk Donanması
Kategori:Savaş gemileri
Kategori:Deniz faciaları